![]() |
|
Spaces home Kaan KocakogluPhotosProfileFriendsMore ![]() | ![]() |
|
Kaan Kocakoglu... inanmıyorum senin bir kış günü doğduğuna, sen baharda doğmuş olmalısın, toprak uyanırken.....
Nazım Hikmet'ten sevdiğin muddetce ve sevebildiğin kadar, sevdiğine her seyi verdiğin muddetçe ve verebildiğin kadar gençsin... Nazım Hikmet SenSen üç yaşında bebeğimsin
tatlı, beyaz, pembe,
şirret, şirin, yaramaz...
Sen on sekiz yaşında sevgilimsin,
ateş gibi deli dolu bir at.
Sen yaşı ve cinsiyeti olmayan arkadaşımsın
Bana, nasihatlerin en büyüğünü veren,
zor anımda kanatlarını üstüme geren...
Senin kaç yaşında olduğunu
şimdiye kadar ne düşündüm
ne de bundan sonra düşüneceğim.
İnanmıyorum senin bir kış günü doğduğuna,
sen baharda doğmuş olmalısın
toprak uyanırken...
Nazım Hikmet Matbaa MürekkepleriMATBAA MÜREKKEP TERİMLERİ Mürekkep: Herhangi bir motifi, resmi, yazı ve şekli baskı materyallerine aktarılmasını sağlayan bir maddedir. Yağ bazlı mürekkepler: Tipo ve ofset baskı sistemlerinde kullanılan mürekkeplerdir. Bağlayıcı: Mürekkep içindekipiğment zerreciklerinikağıda, daha doğrusu baskı altı malzemesine yapışmalarını sağlayan oksidasyon kurumalı vernik. Pasta: Mürekkebin kalitesini etkiler, imalat esnasında ilave edilir. Kayliteli bir mürekkepte sürtünmeye karşı mukavemet,boyanın haznede yatmaması veboyanın kauçuğa yapışmamasını sağlar. Matbaa boyaları: Matbaa boyaları esas itibariyle ikiye ayrılır. Bunlardan öz; renk veren, vernik de yağ kısmıdır. Toprak boyalar: Bunlar doğada doğal olarak bulunur. Kullanılmaya elverişli bir hale getirmek için ayıklanır, temizlenir, yıkanır kurutulur, ögütülür elenir ve nihayet karıştırılarak kullanılır. Kimyevi madeni boyalar: Toz boyalar gibi hemen doğrudan doğruya temizlenip öğütülmek suretiyle kullanılmazlar. Bunların birkaç nev’i bir arada hususi kazanlarda kaynatılarak ve kimyevi muamelelere tabi tutulmak suretiyle boya maddeleri elde edilir. Uzvi boyalar: Nebati ve hayvani maddelerden çıkarılan boyalardır. Beziryağı: Beziryağı keten tohumundan elde edilir. Bunlar preslerde iyice ezilerek yağı çıkarılır. Sikatif: Kurumayı hızlandıran bir maddedir. Havanın oksijen ile mürekkebin bağlayıcı bünyesinin reaksiyonunu hızlandıran özel bazı karışımlardır. Solvent bazlı mürekkepler: Flekso, tifdruk ve serigrafi baskılarında kullanılan mürekkeplerdir. Pigmentler: Mürekkebe renk veren maddelerdir. Basılan mürekkep filminin transparan veya örtücü oluşunu, ışık ve kimyasal maddelere dayanıklılık derecesini tayin eder. Bu nedenle mürekkebin en önemli bir parçasıdır. Vernikler: Mürekkebin pigmentten sonra en önemli yapı taşıdır. Mürekkepte pigmenti baskı yüzeyine taşımak ve orada tutunmasanı sağlamaktır. Kuruma: Mürekkebin baskı yapıldıktan sonra akışkan halden katı geçmesi olayına denir. Penetrasyon(Nüfuz etme): Mürekkebin sıvı fazının baskı yüzeyi tarafından emilmesi yoluşla oluşan kuruma şeklidir. Oksidasyon ve Polimerizasyon: Mürekkebin vernik ve pigment kısmı havanın oksijeni ile birleşerek kimyasal reaksiyonlar sonucu polimerleşip sertleşmektedir. Polimerler: Yapılarında düzenli bir şekilde tekrarlanan küçük moleküllü birimlerden oluşmuş yüksek molekül ağırlıklı bileşiklerdir. Buharlaşma (Evaporasyon): Mürekkep yapısında bulunan uçucu solventlerin baskıdan hemen sonra buharlaşarak mürekkep filminden uzaklaşmaları yoluyla oluşan kuruma şeklidir. Radrasyon: Ultroviyole(UV) ve Infraruj (IR)ışık enerjileri yardımıyla mürekkep filminin baskı yüzeyinde sertleşmesi, polimerleşmesidir. UV kuruma: Ultraviole ışık enerjisi yardımışla meürekkep filminin baskı yüzeyinde sertleşmesi, polimerleşmesidir. IR kuruma: Infraruj ışık enerjisi yardımıyla mürekkep filminin baskı yüzeyinde sertleşmesi, polimerleşmesidir. Renk sabitliği: Işık haslığıda denir. Renklerin kaç gün süreyle solmadan kaldığını gösteren birimdir. Renk sabitliğini etkileyen pigmentlerdir. Renk sabitliği 1 ela 8 değreleri arasında değişir. 1 rakamı rengin kısa zamanda solacağını gösterir. 8 olan renk ise uzun süre rengin solmadan kaldığını gösterir (1=Çok düşük, 2=Düşük, 3=Orta, 4=Oldukça iyi, 5=İyi, 6=Çok iyi, 7=Üstün, 8=Mükemmel). Tigsotropi: Durgun haldeki mürekkep çok katıdır ve kolay kolay akmaz, fakat biraz karıştırınca akmaya başlar. Mürekkebin bu özelliğine “tigsotropi” denir. Tack (Yapışkanlık): Mürekkebin ayrılmaya gösterdiği dirençtir. Veb ofsetteyaş üstüne yaş baskılarda mürekkeplerin tacklarına göre sıralanmaları büyük önem arzeder. Sonradan basılan rengin ilk basılanı yolmaması (veya ilk basılan rengin üzerine tutunabilmesi) için, skala mürekkeplerin tacklara göre sıralanması gerekmektedir. Pantone mürekkepler: ÇBS Printaş pantone renkleri “PANTONE” sistemi esas alınarak hazırlanmıştır. 10 ana renk ve transparan beyazın belli yüzdelerde birbiri ile karışımları neticesinde 1000 ayrı renk elde etme sistemidir. Jobbing mürekkepler: Emici özelliği olan materyallere yapılan genellikle tire işlerin baskılarında kullanılan tipo mürekkepleridir. Heat-Set mürekkepleri: Mürekebin ihtive ettiği çözücülerin ısı yardımışla ortamdan uzaklaştırılması ile kuruyan veb ofset baskı mürekkepleridir. Kısaca ısı ile kuruyan mürekkep diyebiliriz. Nüans: Ayrıntı, ton farkı. Tifdruk Baskı (Rotogravür Baskı)TİFDRUK BASKI TERİMLERİ Tifdruk Baskı: (Almanca tif=derin, druck=baskı) Oyulmuş bakır kalıplarından baskı yapılan sistemdir. Mürekkep haznesi içinde baskı motifini belirleyen değişik derinlikteki çukurlarla kaplı bir silindir dinmekte, bir ragle sıyırıcı basmayacak bölümlerden fazla mürekkebi sıyırmakta, kauçuk kaplı bir merdane ise kağıdı silindir üzerine presleyerek baskıyı gerçekleştirmektedir. Çukur baskı makinesi: Baskı yapan kısımlar çukur, yapmayan kısımlar ise yüksek olduğu kalıplardan baskı yapan makinelerdir. Baskı kalıptan kağıda direkt olarak yapılır. Bu makinelerin diğer yaygın adı tifdruk baskı makineleridir. Almanca “tief” (derin), “druck” (baskı) kelimelerinden üretilmiştir. Transfer makinesi: Çok renkli işlerde pigment kağıdının silindire geçirilmesinde kullanılan makinadır. Pigment kağıdı: Çukur baskı kalıplarının hazırlanmasında kullanılan yüzeyi ışığa hassas kağıt. Üzeri boyalı jelatinle kaplı 120 – 150 gr/m2 lik kartondur. Bu karton odunsu ve selülozdan yapılmış ve tutkallanmıştır. Ph derecesi 7 dir. Kimyevi reaksiyona girmez. Tutkallı olmasının nedeni boyutlarını değiştirmemesini sağlamak içindir. Pigment kağıdının üzerindeki jelatinin görevi, resmi taşımak, silindire aktarmak ve kabarma oranına göre asitin silindire değişik oranlarda işlemesini sağlamaktadır. Polyester film: (Auto film) Pigment kağıdı yerine kullanılır. Uygulama aynıdır. Pigment kağıdı 150 g/m. lik kartondan yapıldığı için ve üstelik de ıslak çalışıldığı için boyutlarını değiştirebilmektedir. Polyester filmlerde pigment kağıdındaki jelatin tabakasına sahiptir. Yalnız kağıt yerine taşıyıcı olarak polyester film kullanılmaktadır. Strip: Polyester filmde, polyester ile jelatin arasında bulunan bağlayıcı bir tabakadır. Bu tabaka, film silindire sarıldığı zaman jelatin tabakasının silindire kolaş göçmesine yardımcı olur. Gümüş halojen film: Silindir kopya filmidir. Pigment kağıdı veya polyester filminin yerine kullanılır. Direkt silindir kopyası: Pigment kağıdı, polyester film veya gümüş halojen filmlerini pozlandırıp banyo etmek yerine hassas emülsiyonu doğrudan doğruya silindir yüzeyine sıvanır. Pozitif montaj silindir üzerine pozlandırılır. Tashih yapılır. Sonra asitle yedirme işlemi yapılır. Bu sistemin avantajı; resim boyutlarının değişme sorununu ortadan kaldırır. Modern tifdruk silindir hazırlamada direkt kopya sistemi uygulanmaktadır. Elektronik gravür: Elektronik silindir hazırlama sistemidir. Baskı görüntüsünün pozitif filmden doğrudan doğruya bakır silindir üzerine transfer edilerek yapılmasıdır. Sodyum bikarbonat: Pigment kağıdının ışığa duyarlı hale getirilmesine yarayan kimyevi bir maddedir. Pigment kağıdı potasyum bikarbonat eriyiği içinde banyo edilerek, ışığa duyarlılık kazandırılır. Potasyum bikarbonat(K2Cr2O7) yerine amonyum bikarbonat ((NH4)2Cr2O7) kullanılabilir. Tifdruk tramı: Siyah kareler halinde veya tuğla biçimindedir. Kalıp silindiri üzerinde boya çukurlarının ve çukur çevrelerinin oluşmasını sağlar. Boya sıyırıcı raklenin temas ettiği kısımlar tramda şeffaftır. Şeffaf kısımların, siyah kısımları oranı normal olarak 1/3, 1/4, 1/5 oranında olanları vardır. Tifdruk tramını, ofset ve tipoda kullanılan tramlardan tamamen ayırmak gerekir. Çünkü tifdruk tramı, yarımtonları noktalara çevirmek için kullanılmaz. Yalnızca raklenin boyayı sıyırması için zemin teşkiline yarar. Klasik sistem tramlama: Burada, tramlar, yüzey itibari ile aynı büyüklükte, ancak resim tonlarını değişik derinlikteki noktaların aldığı boya miktarları ile sağlanıyor. Ototipi tramlama: Bu da tifdrukta tramlama sisteminden birisidir. Nokta büyüklükleri, tipo ve ofsette olduğu gibi, değişiktir. Bu noktaların çapları, resim tonlarını verir. Noktaların derinlikleri aynıdır. Noktaların çevrelerinde, raklenin boyayı sıyırması için gerekli olan çizgiler bulunur. Bu çizgiler tramlı poziitf lith filmdeki şeffaf biçimdedir. Ototifi tifdruktaki noktalırın hiçbiri birbiri ile temas halında değildir. Her nokta bağımsız olarak bulunur. Bu tifdruk ototipi tramını, ofset ve tipo için kullanılan tramlarlardan ayıran bir özelliktir. Rakle: Kalıp silindirinden boyayı sıyıran mekanizmadır. Boya sıyırıcı raklenin temas ettiği kısımlar tramda şeffaf olan kısımlardır. Soğuk ışık: Pigment kağıdın kopyasında poz aracıdır. Isınmadığı için pigment kağıdı fazla etkilenmez, genleşmez. Eğer pozda kağıt ısınırsa pigment kağıt genleşir, uzar bu da ayarsızlığa neden olur. Galvano sistem: Çelik silindir üzerine bakır kaplanmasıdır. Bakır kaplanması galvano sistem ile yapılmaktadır. Ballard bakır kaplama: Silindire bakır kaplama sisteminden biridir. Yaklaşık 0.5 mm kalınlığındadır. Bu tabaka parlatılır. Kopyadan sonra, asitle yedirilerek baskı yapacak çukurlar oluşturulur. Baskı işi bittiken sonra silindir üzerinden sökülüp, elektroliz yolu ile yeniden kaplama işlerinde kullanılır. Bu sistem bir defa kullanılır. Temel bakır kaplama: Bu da silindire bakır kaplama sistemidir. Bu tabaka daha kalındır. Yaklaşık 3 mm’dir. Baskıdan sonra çukurlar kayboluncaya kadar üstten sıyrılıp, sonra üzeri yeni kopya yapılır. Bunun dezavantajı her sıyırmada temel bakır tabakası incelir. Dolayısıyla silindirin çapı da daralmış olur. Bu dezavantajdan dolayı bu sistem tercih edilmemektedir. Asfalt lakı: Bakır silindire yedirme işlemine başlamadan önce, silindir jelatinsiz yani basmayacak bölgeleri veya hatalı kısımları, kapatmaya yarayan maddedir. Yedirme: Bakır silindirin “Demir III Klorür” FeCl3 ile derinlik (çukurlaştırma) yapma işidir. Yedirme işleminden sonra silindir baskıya verilir. Arttırma tashihi: Silindir çukurlarının daha çok derinleştirilmesi ve resim tonunun daha yükseltilmesi demektir. Arttırma tashihi için önce silindir yüzeyi temizlenir. Merdane dayanaklı boya verilir, yedirilmek istenen çukurluklar çıplak kalır. Korunmak istenen çukurlar boya ile doldurulur. Sonra yedirme yapılır. İstenen derinliğe ulaşınca yedirme tamamlanmış olur. Eksiltme tashihi: Silindir çukurlarındaki derinliğin azaltılarak resim zayıflatımasına denir. Flekso Baskı TerimleriFLEKSO BASKI TERİMLERİ Flekso Baskı : Doğrudan yüksek baskı sisteminin bir dalıdır. Baskı kalıbının yüzeyinde yüksekte kalan işli alanlardaki mürekkep almış görüntülerin basınç etkisiyle baskı malzemesinin üzerine geçirilmesi esasına dayanan bir baskı yöntemidir. Kalıbı lastik olan baskı tekniğidir.Flekso baskı yönteminde kullanılan baskı kalıplarının baskı kalıplarının baskı yapan kısımları yüksektedir. Baskı kalıplarının basmayan kısımları ise derindir. Flekso baskı makineleri rotatif oluf bobin kağıt veya plastik folyeler üzerine baskı yapar. Flekso baskı sistemi çoğunlukla ambalaj, etiket ve gazete baskısında kullanılmaktadır. Anilin boya: Taş kömürü eterinden elde edilen organik boyadır. Flekso baskıda kullanılır. Anilox merdane: Tramlı merdane. Görevi hazne merdanesinden aldığı mürekkebi baskı silindirine aktarmak olan anilox merdane krom veya seramikle kaplı metalden yapılmış olup üzerinde lazerle oyulmuş olup eşit derinlikte gözenekler bulunmaktadır. Hazne merdane: Mürekkep püskürtme merdanesi Rakle: Mürekkep sıyırma bıçağı. Polietilen: Etilen gazının yüksek basınç ve temperatör altındaki polimerizasyondan meydana gelen termoplastik (yani ısı ile yumuşayıp yapışabilen bir filmdir. Ambalaj ve baskı sektöründe kullanılan ucuz ve transparan film. Polivenil klorür (PVC) : Vinil asetat ve vinil klorür monomerlerinin polimerizasyondan elde edilen PVC film kokusuz, transparan, elastik, ve termoplastik bir yapıya sahiptir. Polipropilen: Dökme PP film aynen PE gibi baz reçinenin çeşitli katkı maddeleri ile takviye edilmesinden sonra meydana gelir. Selofan: Odundan elde edilen selüloz daha sonra kimyasallarla reaksiyona sokularak viskoz ve daha sonra da selülozhidrat haline getirilerek film şeklinde preslenir.Bu preslenen filme selofan denir. Poliamid film: Isı yapışmadığı için genellikle PE ile lamine(birleşik) kullanılır. Poliester: Poliester filmler (Pet) Film: Ambalaj dalında film lifsiz organik bir maddenin ince ve elastik bir tabakasıdır. Metalize film: Metalizasyon bir filmin düşük basınç altında rezistans ile ısıtılan seramik çubuklar üzerinde oluşan alüminyum buharları ile kaplanmasıdır. Bu metod kaplama, ambalaj sektörü için en ekonomik olduğundan dolayı çok kullanılır. Alüminyum folyo: Su buharı ve gazlara karşı en iyi bariyer malzemelerden birisidir.Alüminyum folyonun kullanıldığı laminasyonlar sırasında karışıklıklar daha sonra folyonun yırtılmasına neden olur.Tamamen zehirsizdir. Dünyada gıda maddeleri ile direkt temas etmesine izin verilen malzemedir. Laminasyon: Genel manada iki veya daha fazla materyalin birleştirilerek tek ve dayanıklı bir malzeme haline getirilmesi işlemi. Solvent: Tiner, neft, terebentin, vernik gibi eriyiklerin (sıvı akışkan) genel adı. UVC pozu: Flekso baskıda kalıp pozlama için kullanılan ve dalga boyu en düşük olan ışık kaynağı. UVC-pozu plaka yüzeyindeki yapışkanlığı ortadan kaldırır.UVC ışığı insan gözüne son derece zararlı olduğundan çıplak gözle bu ışığa direkt olarak bakılmamalıdır. Nyflex kalıpları: Bu plakalar oldukça yumuşaktır. Oluklu mukavva baskılarında tercihen kullanılır. Sertlikler 34-42 shore arasında değişmektedir. Fotopolimer: Plastik klişe ana maddesi. Fotopolimer kalıpları: Polimer (plastik) malzemeden fotomekanik usullerle üretilen kalıplara fotopolimer kalıp denir. Bu kalıplar genellikle bükülebilir şekilde yapılmaktadır. Flekso baskı kalıpları: Flekso baskıda hazırlanma yöntemine göre ayrılan iki ana kalıp türü vardır. Bunları lastik ve kauçuk kalıplarıdır. Çinko klişe: Çinko klişenin hazırlanması fotomekanik yedirme yöntemi ile yapılmaktadır. Bu yöntem 2 şekilde yapılmaktadır. a- Manuel olarak hassaslaştırma b- Fabrikasyon olarak hassaslaştırma Shore: Flekso baskıda kullanılan klişelerin sertlik derecesi. Rölyef: Kabartma etkisi Densite: Filmin yoğunluk değeri. Ya da kağıt üzerindeki renk yoğunluğu. Forsa: İki kazan arası basınç ayarı. Şap banyosu: Asit banyosu. Çinko kalıbın yıkanması için yapılır. Emülsiyon: Kalıba dökülen hassas madde. (Işığa karşı duyarlı madde) Hidrometre: Asit ölçer. Fotografçılık TerimleriFOTOĞRAFÇILIK TERİMLERİ Fotograf: Tabiatta mevcut varlıkların veya şekillerin görüntülerinin ışığa duyarlı kağıt veya film üzerine ya da digital ortamlara yazımlanmasıyla elde edilen ürün. Obtüratör(Örtücü): Film düzlemine ulaşacak olan ışık miktarının filmi ne kadar süre ile etkileyeceğini belirleyen mekanik parça. Saniyenin kesirleri ile ifade edilirler. (T, B, 1 saniye, 1/2sn , 1/4sn, 1/8sn, 1/15sn, 1/30sn, 1/60sn, 1/125sn, 1/250sn, 1/500sn, 1/1000sn …..) Objektif: Genellikle birden fazla mercek elemanından oluşan ve temel işlevi film düzlemi üzerine seçik görüntü düşürmek olan parça. Dar açılı, normal, geniş açılı ve zoom olmak üzere dört tem başlık altında ele alınabilir. Diyafram: Fotoğraf makinalarının objektiflerinde açılıp kısılarak filme ulaşacak ışık miktarını ayarlayan parça. Vizör (Bakaç): Makinada oluşan görüntünün olabildiğince aynını gösteren ve mercekler düzenine dayanan parça. Flash: Kısa süreli fakat çok parlak ışık yayan yapay aydınlatma kaynağı. Pozometre(Işık ölçer): Fotoğrafı çekilecek bir cisim üzerine düşen ya da ondan yansıyan ışık miktarını ölçmek amacıyla kullanılan elektronik araç. Emniyet Işığı: Karanlık odada kullanılan film ve kartları etkilemeyen kırmızı, koyu yeşil ve turuncu çalışma ışığı Tripot (Üç ayaklı sehpa): Fotoğraf çekiminde ortaya çıkabilecek sarsıntıları önlemek için kullanılan araç. CCD: Dijjtal fotoğraf makinelerinde görüntü yazımlamayı destekleyen teknoloji. Bu makinelerde, pozometrelerde kullanılan ve ışığa karşı çok hızlı tepki veren silikon hücrelerinin milyonlarcasının biraraya gelmesiyle oluşan CCD (Charged – Coupled – Device) teknolojisi kullanılmaktadır. Bu teknoloji ile görüntüler artık film gibi bir elemana değil, doğrudan sayısal ortamlara yazımlanmaktadır. LCD (Liguid-Cyrstal-Display): Digital fotoğraf makinalarının renk hassasiyetini gösteren ön izleme ekranıdır. Bununla görüntüler çekilirken izlenebilir ve gereken değişiklikler yapılabilir. Digital Fotografçılık: Görüntüleri film yerine doğrudan digital (sayısal) ortamlara kaydeden teknolojilerin genel adı. Yarı digital fotoğrafçılık: Opak veya saydam görüntülerin scannerda taranarak bilgisayar ortamına aktarılması ve yeniden düzenlenmesi işlemlerine verilen ad. Film: Fotoğraf çekilecek konunun görüntüsünü saptamak için ışığa duyarlı madde ile kaplanmış saydam taşıyıcı. Maskeleme: Fotoğraf baskısı sırasında görüntünün belirli bölgelerinin ışık almasını önleyerek tonların istenilen biçimde elde edilmesini sağlayan yöntem. Emülsiyon(Duyarkat): Fotoğraf film ve kağıtlarında, görüntünün oluşturulabilmesi için kullanılan ve gümüş tuzlarından oluşan ışığa karşı duyarlı katman. Gamma ve Gradasyon: Bir fotoğraf malzemesinin sertlik ve yumuşaklık bakımından erişebileceği maksimum siyahlanma derecesine gradasyon denir. Gamma ise gradasyon ölçü birimidir ve bir fotoğraf malzemesinin sertlik veya yumuşaklık derecesini sayısal olarak ifade eder. Negatif: Duyarkat üzerinde çekim ve geliştirme işlemlerinden sonra oluşan fakat gerçekte parlak olan yerlerin siyah, karanlık olan yerlerin ise açık çıkdığı ters görüntü. Diapozitif: Renkli veya siyah-beyaz saydam resim. Pozitif görüntü olarak perdeye yansıtılarak kullanılan film türü. ASA, ISO ve DIN: Filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarını belirleyen ölçü birimi ASA, Amerikan standardını, DIN Alman Standardını, ISO ise uluslararası fotoğraf film standardını ifade eder. Roll film: Bir tarafı ışığa karşı duyarlı duyarkat ile kaplanmış ve diğer tarafı kıvrılmaya karşı işlem görmüş plastik kaplı ince saydam film. Opak: Işık geçirmeyen ve saydam olmayan malzeme. Örneğin renkli veya siyahh beyaz karta basılı fotoğraflar birer opaktır. Agrandizör: Negatiflerin kendi orjinal boyutlarından daha büyük boyutlarda basılabilmesini sağlayan optik araç. Kontak Baskı: Filme çekilmiş görüntünün; başka bir film, kart ya da kalıp üzerine konularak pozlandırılması. Spiral: Fotoğraf filmlerinin banyosunda kullanılan ve banyoların filmin bütün satıhlarına homojen (dengeli ) olarak temas etmesini sağlayan metal ya da plastikten üretilmiş karanlık oda ekipmanı. Film Banyo Tankı: Çeşitli boyutlardaki filmlerin banyo edilmeleri için, ışık geçirmeyen fakat kimyasal eriyiklerin doldurulup boşaltılmasını olanaklı kılan ve böylece filmlerin banyo edilmesi işlemlerinin ışık altında da yapılabilmesini sağlayan, çelik ya da bakalit gibi maddelerden yapılmış kaplardır. Developer (Geliştirici): Işığa karşı duyarlı malzemelerde ışık görmüş gümüş tuzlarını ayrıştırarak siyah metalik gümüşe dönüşmesini sağlayan kimyasal bileşimlerdir. Film ve kart banyosunda ilk uygulanan banyo geliştirici banyodur. Bu banyoda, kart üzerine pozlanan gizli görüntü görülebilir hale gelir. Fikser(Saptama Banyosu): Işığa duyarlı malzemelerde poz görmeyen kısımlardaki emülsiyonun atılmasını sağlayan banyo işlemi. Film artık ışıktan etkilenmez hale gelir. Paspartu: Bir resmin, çevresinde genişçe bir çerçeve oluşturacak biçimde ortasına yerleştirildiği kalın karton veya mukavva üzerinde yapılan sergiye hazırlık çalışmasına verilen isim. Paspartu üzerinde eserin kendisinden başka, eser asahibini ve eserin adına ilişkin bilgiler yer alır. SLR (Single Lens Refleks): Tek objektifli refleks makinalardır.Görüntüyü doğrudan doğruya objektiften alarak bir ayna düzeneği yardımıyla vizöre iletirler. Bu nedenle makinanın objektifi değiştirildiğinde ya da objektif önüne herhangi bir filtre takıldığında ortaya çıkan etkiler vizörden izlenebilir. TTL: Kendi bünyesinde ışık ölçümü yapan fotoğraf makinesi özelliği . Silicajel: Fotoğraf makinalarının ve ekipmanlarının nemden zarar görmesini önlemek amacıyla fotoğraf çantalarına ya da bu ekipmanların saklandığı dolaplara konulan, nem emici özelliği bulunan bir madde. Retüş: 1. Gerekli film düzeltmeleri, filmde istenmeyen yerlerin abdekle kapatılması. 2. Bozuk, kırık fotoğraflar üzerinde geleneksel yöntemle fırçalar, düzeltme kalemleri ve boyalarla veya bilgisayar ortamında yapılan düzeltme işlemlerinin genel adı Filtre: İçinden geçen ışığın özelliklerinde çeşitli değişiklikler yaratan cam, jelatin ya da asetattan yapılmış çeşitli renklerdeki araçlardır. Fotoğraf makinasının objektifine takılan düzeltme ya da özel efekt amaçlı filtreler olabildiği gibi karanlık odada renkli fotoğraf baskısı için kullanılan renk filtreleri ya da reprodüksiyon (renk ayrım) filtrelerinden söz edilebilir. Kontrast: Bir görüntünün en aydınlık ve en karanlık kısımları arasındaki ton farklılığı. Kontrastı etkileyen faktörler; konunun aydınlatma oranı, objektifin özellikleri, duyarlı malzemelerin özellikleri, banyo edilme oranı, agrandizörün özellikleri ve yüzey dokusu. Dekupe: Bir bütünden belli biçimlerde parçalar kesme ya da bir görüntünün etrafını boşaltma işlemi. Fotoflue: Fotoğraf filmlerinin yıkanmasından sonra en son aşamada suya damlatılarak film üzerinde kireç vb. lekelerin oluşmasını önleyen sıvı kimyasal madde. Makro Fotografi (Close- Up / Yakın Plan) : Fotoğrafı çekilen uzatma tüpü, yakınlaştırıcı mercek, körük gibi bazı özel ekipmanlar kullanarak, konunun yakın plan görüntülerini sağlayan fotoğraf tekniği. Mikro Fotografi: Boyutları çok küçük olan, çıplak gözle görülmeyen bir konunun mikroskop yardımıyla defalarca büyütülerek ayrıntılı görüntülerinin elde edilmesine ilişkin uygulamaların tümü. Mikrofotografi, daha çok fen bilimleri alanına (tıp, ziraat, biyoloji, kimya vb) hizmet eder. Alan derinliği: Üzerinde odaklama yapılan cismin önünde ve arkasında oluşan seçik alandır. Alan derinliği yüksek olan fotoğraflarda görüntünün tamamı nettir. (Örneğin, manzara fotoğrafları) Alan derinliği düşük olan fotoğraflarda ana konu net, ana konunun önünde ve arkasındaki boşluk fludur. Bilgisayar terimleriBİLGİSAYAR İLE İLGİLİ KAVRAMLAR Bayt: Sekiz bitlik seriler halinde saklanan bilgisayar veri parçalarına denir. Bellek: Sonra okunmak üzere bilgi saklanabilen bilgisayar donanım ögesidir. Bit: 0 ve 1 den oluşan ikili sayı sistemidir. Bilgisayarda yapılan bütün işlemler, yazılar, resimler…vb. 0 ve 1 lerden oluşan kombinasyonlar ile gerçekleşir. CD: Compact disc’in kısaltması. Bilgisayarda üretilen tasarımların saklandığı bir harici yedekleme ünitesi. CPU: (Central Processing Unit - Merkezi İşlem Birimi) Bilgisayarda yapılan bütün işlemler CPU da yapılır, bir nevi bilgisayarın beyni diyebiliriz. Desktop: Masaüstü bilgisayar Disk sürücüsü: Disk üzerindeki bilgileri okuyan diske bilgileri yazan ve diskin takıldığı aygıt. Disk: Bilginin küçük manyetik noktacıklar halinde kaydedildiği düz ve yuvarlak manyetik yüzey. Dosya Biçemi (Formatı) : Görüntülerin depolanma yöntemi (EPS, JPEG, TIFF…) ENIAC: (Electronic Numerical Integrator Analyzer and Computer - Elektronik Sayısal İntegral Makinesi ve Bilgisayar) Dünyanın ilk ve en ünlü hesap makinelerinden biridir. Gigabyte: Bilgisayarla ilgili kapasite ölçü birimlerden biri. Bin megabayt. Hardware: Bilgisayarın mekanik kısmıdır. Monitör, harddisk içindeki tüm elektronik aygıtlar ve devreler gibi. Image Setter: Bilgisayar görüntülerinden çıktı alırken çok yüksek çözünürlüklere ulaşabilen çıktı aygıtı. LAN: Yerel alan ağları, küçük bir alan içindeki (örneğin bir binadaki) bilgisayarlar birbirine bağlanabilir. Laptop: (Notebook) Dizüstü bilgisayar, taşınabilir özellikte olup bir desktop’ta bulunacak bütün özellikleri taşıyabilir. LCD: Sıvı kristal gösterge. Bilgisayar ekranlarında kullanılan LCD teknolojisi, monitörlerin daha ince hale gelmesini sağlamaktadır. MIPS: (Million Instruction Per Second - Saniyede milyon komut) Bilgisayarın bilgiyi işlediği hızı ölçmek için kullanılan terim Palmtop: Avuçiçi bilgisiyar. Ram: (Random Accses Memory - Rasgele Erişimli Bellek) Bilgisayar açık olduğu sürece veri ve komutları saklar, geçici bir bellektir, bilgisayar kapandığında içindeki tüm veriler kaybolur. Rom: (Read Only Memory - Salt Okunur Bellek) Bilgisayarın nasıl çalışacağını söyleyen programların kaydını tutar. Bilgisayar açıldığında ROM’daki komutlar CPU’ya neler yapması gerektiğini söyler. Sadece okunabilir bellektir, komutlar değiştirilemez ve bilgisayar kapandığında silinmezler. Sabit disk: Sürekli kapalı bir sürücü ya da kartuş bölmesi içindeki metal disk. Sabit diskler büyük çapta bilgi taşırlar. Sığa: Belleğe ya da bir diske kaydedilebilecek veri miktarı. Sıkıştırma: Bir dosyanın daha küçük bir dosya oluşturmak için yoğunlaştırıldığı veya renk verisi saklamak amacıyla belli piksellerin ihmal edildiği yöntem. Software: Bilgisayarın görevini yerine getirebilmesi için ona verilen tüm bilgiler ve komut listeleri. Yani programlar. Bir bilgisayar sistemi hardware ve software’den oluşur. Software olmazsa, hardware tek başına çalışamaz. Veri Yolu: CPU ile bellek arasında ya da CPU ile girdi/çıktı aygıtı arasında veri taşır. Virüs: Verilere zarar vermek ya da yok etmek amacıyla yazılmış olan programlar. Bir bilgisayardan diğerine ağlar ya da disketler aracılığıyla geçebilir. WAN: Geniş alan ağları, çok geniş bir alandaki bilgisayarlar birbirine bağlanabilir (ATM ler-bankomat) Yazdırma kuyruklayıcısı: Bilgisayar genellikle verileri yazıcının basabileceğinden daha hızlı işler. Bu durum, yazıcının kendisine yetişmesini beklemesi yüzünden, bilgisayarın diğer işlerini yapmakta geri kalacağı anlamına gelir. Yazdırma kuyruklayıcısı, yazıcıya veri gönderilirken veriyi tutar, böylece bilgisayar başka işler de yapabilir. Masaüstü Yayıncılık TerimleriMASA ÜSTÜ YAYINCILIK TERİMLERİ MÜY Donanımı (Çevre Birimleri) Bilgisayar : Verilerin üstünde işlem yaparak bunları okunabilir ve görüntülenebilir hale getiren teknolojik makineler. Bilgisayardan Baskıya Sistemleri : Bu sistemde bilgisayarda hazırlanan bir iş, direk olarak kalıba pozlanır ve arkasından baskıyı gerçekleştiren bir sistemdir. Bunun kolaylığı montaj ve kalıphane probleminin kaldırmaktır. CCD: (Charged Coupler Device - Yüklü Kuplaj Aygıtı) CCD, tarayıcılar ve dijital kameralar gibi cihazlarda ışığı ölçmek için kullanılan elektronik bir aygıttır. Digital Fotoğraf Makinesi (giriş ünitesi) : Resimleri kendi bünyesinde direk sayısallaştırabilen ve bu görüntüleri bilgisayar ortamına aktarabilen fotoğraf makinesi çeşidi.Bu sistemde fotoğraf filmi ve film banyo işlemleri yoktur. Görüntüler doğrudan fotoğraf makinesinin hard diskine ya da hafıza kartına yazımlanır. Burlardaki görüntüler kişisel bilgisayarlarda yeniden düzenlenip baskıya hazırlanabilir. Harici kayıt birimi (SCSI, cd-w - çıkış ve giriş ünitesi): Sabit disk gibi bilgileri hafızasında tutabilen fakat sabit olmayıp taşınabilen ve başka bir bilgisayara bağlanabilerek bilgi aktarmada yardımcı olan araçlardır. SCSI (skazi) taşınabilen bir harddisk formunda iken, CD-Writer, bilgileri compact diske (CD) yazarak, kopyalanmasını ve taşınabilerek diger bilgisayar ortamlarına aktarılmasını sağlar. Klavye (girdi ünitesi): Bilgisiyarda, daktilo gibi yazı yazıp, resimler üzerinde ve veriler üzerinde değişiklik yapmanıza olanak tanıyan bir donanım parçası Modem (çıkış ve giriş ünitesi) : Bilgisayarın Internet gibi iletişim ağlarına bağlanarak diğer kişisel bilgisayarlara veri göndermesini veya onlardan veri almasını sağlayan; bilgisayarın sayısal sinyallerini telefon sinyaline, telefon sinyallerini de sayısal sinyallere çeviren aygıt. Monitör (çıktı ünitesi): Bilgisayardaki verileri görüntelemeye yarayan araç. Mouse (fare - girdi ünitesi): Bilgisayar yazılımlarında seçme, kopyalama, kesme, çizme…vb. gibi işlemleri yapan, bigisayarın ünitesi. Kalem mouse; bir nevi tarayıcı gibi işlem yapan, daha önceden çizilmiş nesnenin üstünden geçerek çizime yardımcı olan yada elle serbest çizim yaparak görüntü oluşturmaya yarayan cihaz. Printer (yazıcı - çıktı ünitesi) : Bilgisayar ortamında üretilen yazılı ve görsel materyallerin kağıt üzerine aktarılmasını sağlayan digital aygıt. Masaüstü yayıncılık donanımının en temel üyelerinden birisi. Renkli ve siyah beyaz, nokta esaslı, mürekkep püstürtmeli ve laser sistemiyle çalışan çeşitleri vardır. Scanner (girdi ünitesi) : Yazı, saydam veya opak fotoğraf, resim, illüstrasyon gibi görüntüleri, 0 ve 1 kodları ile sayısallaştırarak bilgisayar ortamına aktaran parça.El tarayıcıları, masaüstü tarayıcılar, flatbed trayıcılar ve tamburlu tarayıcılar gibi çeşitleri vardır. Tamburlu tarayıcılar ve flatbed tarayıcılar, reprodüksiyon atölyelerinde daha detaylı ve kaliteli tarama yapan cihazlardır. Diğerleri ise amatör tarama işlemlerinde kullanılırlar. Masaüstü Yayıncılık: Kitap, dergi, gazete, broşür gibi yayınları kişisel bilgisayarlarda özel yazılımlar kullanarak hazırlama yöntemi MÜY Yazılımları a) Nokta esaslı (bitmapped) : Yumuşak ve resimsel efektler için idealdirler. Bu programda oluşturulan görüntüler pixel noktacıklarından oluşur. Nokta esaslı tasarım programları şöyle sıralanabilir: Adobe Photoshop, Fractal Design Painter, Fractal Design Color Studio, Aldus SuperPaint. b) Nesne esaslı (objectoriented) : Vektörel tabanlı programlar olarak da anılan bu yazılımlarda geometrik çizim, simge, logo ve diğer tipografik uygulamalar için gereken düzgün ve keskin kenarlı görüntüler üretilir. Bu programlar bütün imgeleri nokta yerine, çizgi ya da vektörler halinde depolar. Bu programlar arasında en yaygınları; Aldus Freehand, Typestyler, Fontographer… c) Sayısal işlem : Sayısal hesaplamaları yapabildiğimiz, tablolar oluşturabildiğimiz yazılımlar. Bunlara Exell, Access…gibi örnekleri verebiliriz. d) Kelime işlem : Genellikle tez, rapor, resimsiz kitaplar gibi metin ağırlıklı sayfa düzenleme çalışmalarında kullanılan yazılımlardır. Örnek olarak Word, Write, Notepad… e) Sayfa mizanpaj: Dergi ve gazete gibi materyallerin sayfalarının tasarımında kullanılan programlardır. Bunlara örnek QuarkXpress, Pagemaker, Corelldraw , Indesign f) Sistem Yazılımları: Masaüstü yayıncılık ile ilgili işlemlerin gerçekleştirilmesinde kullanılacak yazılım ve donanımın etkin çalışmasını sağlayan yazılımlar. MACOS, WINDOWS gibi g) Donanım Yazılımları: Bunlar bilgisayarın donanımlarının sistemde çalışabilmesi için, sisteme tanıtılması ve kendi bünyesinde donanımın özelliklerini kullanabilmek için tasarlanmış yazılımları içerir. Örneğin yazıcınızı bilgisayarınıza bağlamanız yetmez, yazıcı bilgisini içeren bir programı da sisteminize yüklemeniz gerekir. Genel MÜY Kavramları Adobe Systems: Postscript dili, Adobe Illustrator, Adobe Photoshop, Adobe acrobat gibi geniş bir yazıtipi yelpazesi ile profesyonel grafik sanatçıları ve iletişimcileri için tasarlanan diğer araçların yazılmasından sorumlu şirketin adı. Anti-aliasing: Pikselleri karıştırma yoluyla verilen yumuşatma etkisi Baskı provası: Bir işin, basıldığı zaman nasıl görüneceğini kestirme yöntemi. Prova, son çoğaltmada kullanılacak olan gerçek kağıt, mürekkep setleri ve görüntüleri ile çalışan baskıdan alınan bir örnektir. Digital prova sistemleri gelişmiş MÜY donanımının bir unsuru olarak ele alınabilir. Bellek renkleri: Doğada kolayca bulunan renkler; ten rengi tonları, mavi (gökyüzü) ve yeşil (bitkiler) gibi. Bu renklere referans renkler de denir. Bezier eğrileri: Dört kontrol noktası kullanarak matematiksel olarak tanımlanan eğri. Photoshop’taki pen araç bezier eğrileri yaratır. Birleşik: Birleşik bir görüntü, içindeki tüm renk elemanlarını aynı anda gösterir. Adobe Photoshop’ta çalışırken kanalları ayrı ayrı gösterebileceğiniz gibi, hepsini birden de gösterebilirsiniz. CEPS: (Color Electronic Publishing System - Renkli Elektronik Yayın Sistemi) Genellikle, Scitex, Linotype/Hell, Crosfield ve diğerlerinin sunduğu özel görüntü düzeltme veya rötuşlama sistemlerini anlatmak için kullanılır. Cromalin™: Bir renk provası yaratmak için bir yöntem. Bu yöntem, sonradan lakelenerek yüksek kaliteli renk provası yaratan CMYK katmanlı hafif renk farkları kullanır. Clip Art: Tasarımcıların kesip çıkartmaları ve tasarımlarına yapıştırmaları için kağıda basılmış resimlemeler. Masa-üstü yayıncılıkta, clip art bir disketten kopyalanabilen ve diğerine yapıştırılabilen, kaydedilebilen elektronik resimlerdir. Çözünürlük: Bir görüntünün piksellerle ölçülen eni ve boyudur. Buna bağlı olarak yüksek çözünürlüklü görüntü denildiğinde çözünürlüğü, çoğaltılacağı çizgili ekranın en az iki katı olan görüntü anlaşılır.. Örneğin 150 çizgilik bir ekrana basılan 300-dpi görüntü yüksek çözünürlüklüdür. Çözünürlüğü belirlemede kullanılan ölçütler dpi, lpi ve pikseldir. DCS: (Desktop color seperation) Masaüstü renk ayrımı Descreening: Operatörün, varolan yarımton noktalarını yok ettiği bir işlem.Basılı malzemeden bir nesne taradığınızda descreening oluşur. Dinamik Aralık: Belli bir görüntüde bulunan en düşük ve en yüksek yoğunlukları arasındaki fark. Bu terim aynı zamanda bir tarayıcının veya dijital kameranın duyarlılığını anlatmak için de kullanılır. Dpi: Bir inç’teki tarama sayısıdır. Bir inç’teki tarama sayısı arttıkça görüntü daha detaylı taranır ve kaliteside artar. Filtre: Daha büyük bir uygulamanın içinde bulunan, görüntüleri değiştirmek için kullanılabilen küçük bir uygulama. Photoshop’ta, bir görüntünün görünüşünü keskinleştirmek, bozmak veya başka bir şekilde değiştirmek için birçok değişik filtre kullanabilirsiniz. Fraktal: Matematikçilerin bilgisayarlarda, matematiksel formüllere dayanarak yarattığı desenlere verilen ad. Frekans: Bir yarımtonda inch başına düşen nokta sayısı. Frekans ne kadar yüksek olursa, yarımton noktası o kadar iyi (küçük) olur. GATF: Pittsburgh’da bulunan The Graphic Arts Technical Foundation (Grafik Sanatları Teknik Kurumu). GATF, kar amacı gütmeyen, grafik endüstrisi için test imkanları ve standartlar sunan bir organizasyondur. GCR: (Gray Component Replacement - Gri Bileşen Değişimi) Turkuaz, mor ve sarı tarafından oluşturulan gri tonlarının aynı miktar siyahla değiştirildiği bir işlem. Genel Renk Düzeltmesi: Seçilmiş bir bölge yerine tüm görüntüyü etkileyen bir renk ayarı. Gölgeler: Bir görüntünün, ayrıntı taşıyan karanlık bölgeleri. Grayscale: Gri rengi oluşturan turkuaz, mor ve sarı miktarları. İkili Ton (Duoton) : Farklı mürekkep renklerinden iki yarımtonu, herbiri belli bir ekran açısıyla olmak üzere üstüste koyarak yaratılan bir görüntü. Jaggies: Genellikle yüksek kontrastlı eserlerde, yazıda veya illüstrasyonlarda bulunan sivri kenarlar. Kopya Çıkartmak: Tek veya birçok pikselin çoğaltılması. Adobe Photoshop’ta kopya çıkartma işlemlerini Rubber Stamp aracı yapar. Lpi: (Lines Per Incah) İnç başına düşen satır sayısına masaüstü yayıncılıkta verilen isim. Bir lazer yazıcıdan basılacak olan fotoğraflar 75 lpi’ya kadar çıkabilmektedir. Gerçekten kaliteli ise Lpi değeri 500′e kadar çıkabilmektedir. Madde imi sembolu: Listelerde asterisk yerine kullanılan sembol. Piksel(Nokta): Tek bir resim elemanı. Ekranda ya da sürekli tonlu bir görüntüde birtek nokta, bilgisayar monitörünün görüntüleyebileceği en küçük nokta. Densitometre: Bir sayfa üzerindeki mürekkebin yoğunluğunu veya bir görüntünün belirli bir bölgesinin yoğunluk değerlerini ölçmek için tasarlanmış bir alet. High-key görüntü: Çok işleme maruz kalmış, soluk bir görüntü veya tarama işlemi sırasında detayları kaybolmuş bir görüntü. HSL: (Hue, Saturation and lightness - Renk, doyma ve aydınlık) Doyma rengin derecesini ve tonunu; aydınlık ise o renkte ne kadar beyaz olduğunu gösterir. İthal Etmek: Bir MÜY yazılımında üretilen bir görüntüyü, farklı bir uygulamada okumak. Mesela Freehand programında üretilen bir görüntüyü uygun formatta kaydedip Photoshop programında okutabilmek. Katman: Nesnelerin, görüntünün bütününü etkilemeden, ayrı düzlemler üzerine yerleştirilip düzeltilebilmesine imkan veren bir yöntem. Kesmek: Bir görüntünün ya da yazının seçilmiş bir kısmının çıkartıp panoya kopyalamak. Kontrast: Bir görüntünün en parlak ve en karanlık alanları arasındaki ilişki. Lüminans: Bir tonun, rengine veya doymasına bakmaksızın, parlaklık veya aydınlığının bir ölçüsü. Madde imleri: Listelerdeki maddeleri sunmak amacıyla kullanılan tasarımsal semboller. Maske: Bir nesnenin bir kısmını korumak veya yerinden çıkarmak için yaratılan başka bir nesne. Maskeyi bir şablon gibi de düşünebilirsiniz. Nokta kazancı: Bir yarımton noktasının, görüntünün üzerine basıldığı kağıdın mürekkep soğutması nedeniyle genişlemesi. Gazete baskısının nokta kazancı çarpanı büyüktür, buna karşın yaldızlı kağıtların nokta kazancı çarpanları küçüktür. Nokta Şekli: Bir yarım ton noktasının şekli (yuvarlak, kare, baklava vb.) Adobe Photoshop, herbiri basılmış görüntünün üzerinde farklı etkilere sahip olan birçok nokta şekli obsiyonu sunmaktadır. Nokta: Tek bir yarımton elemanı. Opak: Tüm ışığı tutan bir ton (yüzde 100 siyah). Saydam olmayan, ışığı geçirmeyen. Ön İzleme: Bir dökümanın yazıcıdan nasıl çıkacağını ya da ayarlanmış kağıt tipinde nasıl gözükeceğini gösteren yazılım fonksiyonu. Parlaklık: Baskı terimi olarak parlaklık, kağıdın yansıtma özelliğini anlatır. Adobe Photoshop’ta ise her bir pikseldeki ışık miktarının bir ölçüsüdür. Pano: Belleğin sıralı geçici depolama için kullanılan alanı. Panoya herbilgi kopyalanışında bir önceki kopyalanan silinir. Pikselleştirme: Pikselleri ayrı ayrı görünür kılmak amacıyla, görüntünün çözünürlüğünü azaltarak sağlanan özel efekt. Renk Ayrımı: Bir görüntüyü, baskıda çoğaltmak üzere dört işlem mürekkep renklerine çevirme işlemi. Rötuşlama: Dijital bir görüntünün, piksel değerlerini ayarlamak için tasarlanmış araçlarla değiştirilmesi. RSI: Tekrarlamalı zorlanma sakatlığı. Doktorlar RSI denen bir rahatsızlığın hergün klavye ve fare ile çalışmaktan kaynaklanabileceğini düşünüyor. Bu hastalık en çok bilekleri, parmakları ve kolu etkiliyor. Saydamlık: Işığın yüzeyinden geçmesine izin veren bir malzeme üzerindeki bir görüntü; bir görüntünün altındaki görüntüleri gösterebilme yeteneği. Screening açısı: Yarımton noktalarının bir sayfanın üzerine yerleştirildikleri açı. Geleneksel renk ayrımlarında, dört ekran (CMYK) 30 derece arayla yerleştirilir. Değişiklik gizleme açıları yazılımla gerçekleştirilebilir. Screening: Sürekli tonlu bir görüntünün, geleneksel matbaa makinalarında çoğaltmak üzere yarımton noktalara dönüştürüldüğü işlem. Sürekli ton: Yarımton noktaların ayrılması ve dönüştürülmesinden önceki dijital görüntü. Substrat: Bir görüntünün üzerine basıldığı veya tasarlandığı malzeme, baskı altı malzemesi Swop: GATF tarafından belirlenen, renklerin standart opak kağıtta nasıl çıktı vereceklerini tanımlayan bir standartlar kümesi. SWOP’un gazete kağıtları, gloss ve kaplanmamış kağıtlar için standartları vardır. SWOP mürekkepleri ise, o substrat üzerindeki çoğaltmalar için belirlenmiş standartlara uyar. Şablon: Bitirilmeye hazır bir dökümanın bütün özelliklerini içeren salt okunur bir dosya. Şablonlar genelde yayınlarda isim plakaları ve adres bölgeleri gibi değişmeyen parçaları, sütun yapısı ve sayfa düzeni gibi özellikleri içerir. Şablonlar, MÜY uygulamalarında zamandan tasarruf edilmesini sağlarlar. Taramak: Opak ya da saydam orijinalleri, tasarımlarda kullanılabilecek sayısal dosyalara dönüştürme işlemi. Tarama işlemi amacına göre, masaüstü ya da tamburlu tarayıcılarda gerçekleştirelibilir. Ton aralığı: Verilen bir görüntüde siyahla beyaz arasındaki ton sayısı. Ton: Parlaklığın veya aydınlığın bir ölçüsü. Trapping: Üstüste binmiş veya bitişik görüntülere, baskı işlemi sırasında substratta oluşan ufak kaymaları telafi etmek için yapılan ayarlar. Type 1: Adobe’un profesyonel tasarımcılar tarafından evrensel olarak kabul edilmiş yazı tipi düzeni. Gelişmiş hizmet büroları daha çok bu yazıtipini tercih eder. TrueType: Apple ve Microsoft tarafından üretilip tasarımcılarca evrensel olarak kabul edilmiş yazıtipi düzeni. Gelişmiş hizmet büroları daha çok bu yazıtipini tercih eder. UCR (undercolor removal - alt renklerin çıkartılması) : İstenen gri tonunu yakalamak için yeterli siyah değerlerin bulunduğu bölgelerden değişik miktarlarda turkuaz, mor ve sarının çıkartılması. | ||||||||||