Kaan's profileKaan KocakogluPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
Kaan Kocakoglu... inanmıyorum senin bir kış günü doğduğuna, sen baharda doğmuş olmalısın, toprak uyanırken..... Pablo Neruda Yavaş yavaş ölürler Seyahat etmeyenler, Yavaş yavaş ölürler Okumayanlar, müzik dinlemeyenler, Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar. Yavaş yavaş ölürler Alışkanlıklarına esir olanlar, Her gün aynı yolları yürüyenler, Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler, Bir yabancı ile konuşmayanlar. Yavaş yavaş ölürler Heyecanlardan kaçınanlar, Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar. Yavaş yavaş ölürler Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler, Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar, Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar. Pablo Neruda Nazım Hikmet'ten sevdiğin muddetce ve sevebildiğin kadar, sevdiğine her seyi verdiğin muddetçe ve verebildiğin kadar gençsin... Nazım Hikmet SenSen üç yaşında bebeğimsin
tatlı, beyaz, pembe,
şirret, şirin, yaramaz...
Sen on sekiz yaşında sevgilimsin,
ateş gibi deli dolu bir at.
Sen yaşı ve cinsiyeti olmayan arkadaşımsın
Bana, nasihatlerin en büyüğünü veren,
zor anımda kanatlarını üstüme geren...
Senin kaç yaşında olduğunu
şimdiye kadar ne düşündüm
ne de bundan sonra düşüneceğim.
İnanmıyorum senin bir kış günü doğduğuna,
sen baharda doğmuş olmalısın
toprak uyanırken...
Nazım Hikmet Matbaa MürekkepleriMATBAA MÜREKKEP TERİMLERİ Mürekkep: Herhangi bir motifi, resmi, yazı ve şekli baskı materyallerine aktarılmasını sağlayan bir maddedir. Yağ bazlı mürekkepler: Tipo ve ofset baskı sistemlerinde kullanılan mürekkeplerdir. Bağlayıcı: Mürekkep içindekipiğment zerreciklerinikağıda, daha doğrusu baskı altı malzemesine yapışmalarını sağlayan oksidasyon kurumalı vernik. Pasta: Mürekkebin kalitesini etkiler, imalat esnasında ilave edilir. Kayliteli bir mürekkepte sürtünmeye karşı mukavemet,boyanın haznede yatmaması veboyanın kauçuğa yapışmamasını sağlar. Matbaa boyaları: Matbaa boyaları esas itibariyle ikiye ayrılır. Bunlardan öz; renk veren, vernik de yağ kısmıdır. Toprak boyalar: Bunlar doğada doğal olarak bulunur. Kullanılmaya elverişli bir hale getirmek için ayıklanır, temizlenir, yıkanır kurutulur, ögütülür elenir ve nihayet karıştırılarak kullanılır. Kimyevi madeni boyalar: Toz boyalar gibi hemen doğrudan doğruya temizlenip öğütülmek suretiyle kullanılmazlar. Bunların birkaç nev’i bir arada hususi kazanlarda kaynatılarak ve kimyevi muamelelere tabi tutulmak suretiyle boya maddeleri elde edilir. Uzvi boyalar: Nebati ve hayvani maddelerden çıkarılan boyalardır. Beziryağı: Beziryağı keten tohumundan elde edilir. Bunlar preslerde iyice ezilerek yağı çıkarılır. Sikatif: Kurumayı hızlandıran bir maddedir. Havanın oksijen ile mürekkebin bağlayıcı bünyesinin reaksiyonunu hızlandıran özel bazı karışımlardır. Solvent bazlı mürekkepler: Flekso, tifdruk ve serigrafi baskılarında kullanılan mürekkeplerdir. Pigmentler: Mürekkebe renk veren maddelerdir. Basılan mürekkep filminin transparan veya örtücü oluşunu, ışık ve kimyasal maddelere dayanıklılık derecesini tayin eder. Bu nedenle mürekkebin en önemli bir parçasıdır. Vernikler: Mürekkebin pigmentten sonra en önemli yapı taşıdır. Mürekkepte pigmenti baskı yüzeyine taşımak ve orada tutunmasanı sağlamaktır. Kuruma: Mürekkebin baskı yapıldıktan sonra akışkan halden katı geçmesi olayına denir. Penetrasyon(Nüfuz etme): Mürekkebin sıvı fazının baskı yüzeyi tarafından emilmesi yoluşla oluşan kuruma şeklidir. Oksidasyon ve Polimerizasyon: Mürekkebin vernik ve pigment kısmı havanın oksijeni ile birleşerek kimyasal reaksiyonlar sonucu polimerleşip sertleşmektedir. Polimerler: Yapılarında düzenli bir şekilde tekrarlanan küçük moleküllü birimlerden oluşmuş yüksek molekül ağırlıklı bileşiklerdir. Buharlaşma (Evaporasyon): Mürekkep yapısında bulunan uçucu solventlerin baskıdan hemen sonra buharlaşarak mürekkep filminden uzaklaşmaları yoluyla oluşan kuruma şeklidir. Radrasyon: Ultroviyole(UV) ve Infraruj (IR)ışık enerjileri yardımıyla mürekkep filminin baskı yüzeyinde sertleşmesi, polimerleşmesidir. UV kuruma: Ultraviole ışık enerjisi yardımışla meürekkep filminin baskı yüzeyinde sertleşmesi, polimerleşmesidir. IR kuruma: Infraruj ışık enerjisi yardımıyla mürekkep filminin baskı yüzeyinde sertleşmesi, polimerleşmesidir. Renk sabitliği: Işık haslığıda denir. Renklerin kaç gün süreyle solmadan kaldığını gösteren birimdir. Renk sabitliğini etkileyen pigmentlerdir. Renk sabitliği 1 ela 8 değreleri arasında değişir. 1 rakamı rengin kısa zamanda solacağını gösterir. 8 olan renk ise uzun süre rengin solmadan kaldığını gösterir (1=Çok düşük, 2=Düşük, 3=Orta, 4=Oldukça iyi, 5=İyi, 6=Çok iyi, 7=Üstün, 8=Mükemmel). Tigsotropi: Durgun haldeki mürekkep çok katıdır ve kolay kolay akmaz, fakat biraz karıştırınca akmaya başlar. Mürekkebin bu özelliğine “tigsotropi” denir. Tack (Yapışkanlık): Mürekkebin ayrılmaya gösterdiği dirençtir. Veb ofsetteyaş üstüne yaş baskılarda mürekkeplerin tacklarına göre sıralanmaları büyük önem arzeder. Sonradan basılan rengin ilk basılanı yolmaması (veya ilk basılan rengin üzerine tutunabilmesi) için, skala mürekkeplerin tacklara göre sıralanması gerekmektedir. Pantone mürekkepler: ÇBS Printaş pantone renkleri “PANTONE” sistemi esas alınarak hazırlanmıştır. 10 ana renk ve transparan beyazın belli yüzdelerde birbiri ile karışımları neticesinde 1000 ayrı renk elde etme sistemidir. Jobbing mürekkepler: Emici özelliği olan materyallere yapılan genellikle tire işlerin baskılarında kullanılan tipo mürekkepleridir. Heat-Set mürekkepleri: Mürekebin ihtive ettiği çözücülerin ısı yardımışla ortamdan uzaklaştırılması ile kuruyan veb ofset baskı mürekkepleridir. Kısaca ısı ile kuruyan mürekkep diyebiliriz. Nüans: Ayrıntı, ton farkı. Tifdruk Baskı (Rotogravür Baskı)TİFDRUK BASKI TERİMLERİ Tifdruk Baskı: (Almanca tif=derin, druck=baskı) Oyulmuş bakır kalıplarından baskı yapılan sistemdir. Mürekkep haznesi içinde baskı motifini belirleyen değişik derinlikteki çukurlarla kaplı bir silindir dinmekte, bir ragle sıyırıcı basmayacak bölümlerden fazla mürekkebi sıyırmakta, kauçuk kaplı bir merdane ise kağıdı silindir üzerine presleyerek baskıyı gerçekleştirmektedir. Çukur baskı makinesi: Baskı yapan kısımlar çukur, yapmayan kısımlar ise yüksek olduğu kalıplardan baskı yapan makinelerdir. Baskı kalıptan kağıda direkt olarak yapılır. Bu makinelerin diğer yaygın adı tifdruk baskı makineleridir. Almanca “tief” (derin), “druck” (baskı) kelimelerinden üretilmiştir. Transfer makinesi: Çok renkli işlerde pigment kağıdının silindire geçirilmesinde kullanılan makinadır. Pigment kağıdı: Çukur baskı kalıplarının hazırlanmasında kullanılan yüzeyi ışığa hassas kağıt. Üzeri boyalı jelatinle kaplı 120 – 150 gr/m2 lik kartondur. Bu karton odunsu ve selülozdan yapılmış ve tutkallanmıştır. Ph derecesi 7 dir. Kimyevi reaksiyona girmez. Tutkallı olmasının nedeni boyutlarını değiştirmemesini sağlamak içindir. Pigment kağıdının üzerindeki jelatinin görevi, resmi taşımak, silindire aktarmak ve kabarma oranına göre asitin silindire değişik oranlarda işlemesini sağlamaktadır. Polyester film: (Auto film) Pigment kağıdı yerine kullanılır. Uygulama aynıdır. Pigment kağıdı 150 g/m. lik kartondan yapıldığı için ve üstelik de ıslak çalışıldığı için boyutlarını değiştirebilmektedir. Polyester filmlerde pigment kağıdındaki jelatin tabakasına sahiptir. Yalnız kağıt yerine taşıyıcı olarak polyester film kullanılmaktadır. Strip: Polyester filmde, polyester ile jelatin arasında bulunan bağlayıcı bir tabakadır. Bu tabaka, film silindire sarıldığı zaman jelatin tabakasının silindire kolaş göçmesine yardımcı olur. Gümüş halojen film: Silindir kopya filmidir. Pigment kağıdı veya polyester filminin yerine kullanılır. Direkt silindir kopyası: Pigment kağıdı, polyester film veya gümüş halojen filmlerini pozlandırıp banyo etmek yerine hassas emülsiyonu doğrudan doğruya silindir yüzeyine sıvanır. Pozitif montaj silindir üzerine pozlandırılır. Tashih yapılır. Sonra asitle yedirme işlemi yapılır. Bu sistemin avantajı; resim boyutlarının değişme sorununu ortadan kaldırır. Modern tifdruk silindir hazırlamada direkt kopya sistemi uygulanmaktadır. Elektronik gravür: Elektronik silindir hazırlama sistemidir. Baskı görüntüsünün pozitif filmden doğrudan doğruya bakır silindir üzerine transfer edilerek yapılmasıdır. Sodyum bikarbonat: Pigment kağıdının ışığa duyarlı hale getirilmesine yarayan kimyevi bir maddedir. Pigment kağıdı potasyum bikarbonat eriyiği içinde banyo edilerek, ışığa duyarlılık kazandırılır. Potasyum bikarbonat(K2Cr2O7) yerine amonyum bikarbonat ((NH4)2Cr2O7) kullanılabilir. Tifdruk tramı: Siyah kareler halinde veya tuğla biçimindedir. Kalıp silindiri üzerinde boya çukurlarının ve çukur çevrelerinin oluşmasını sağlar. Boya sıyırıcı raklenin temas ettiği kısımlar tramda şeffaftır. Şeffaf kısımların, siyah kısımları oranı normal olarak 1/3, 1/4, 1/5 oranında olanları vardır. Tifdruk tramını, ofset ve tipoda kullanılan tramlardan tamamen ayırmak gerekir. Çünkü tifdruk tramı, yarımtonları noktalara çevirmek için kullanılmaz. Yalnızca raklenin boyayı sıyırması için zemin teşkiline yarar. Klasik sistem tramlama: Burada, tramlar, yüzey itibari ile aynı büyüklükte, ancak resim tonlarını değişik derinlikteki noktaların aldığı boya miktarları ile sağlanıyor. Ototipi tramlama: Bu da tifdrukta tramlama sisteminden birisidir. Nokta büyüklükleri, tipo ve ofsette olduğu gibi, değişiktir. Bu noktaların çapları, resim tonlarını verir. Noktaların derinlikleri aynıdır. Noktaların çevrelerinde, raklenin boyayı sıyırması için gerekli olan çizgiler bulunur. Bu çizgiler tramlı poziitf lith filmdeki şeffaf biçimdedir. Ototifi tifdruktaki noktalırın hiçbiri birbiri ile temas halında değildir. Her nokta bağımsız olarak bulunur. Bu tifdruk ototipi tramını, ofset ve tipo için kullanılan tramlarlardan ayıran bir özelliktir. Rakle: Kalıp silindirinden boyayı sıyıran mekanizmadır. Boya sıyırıcı raklenin temas ettiği kısımlar tramda şeffaf olan kısımlardır. Soğuk ışık: Pigment kağıdın kopyasında poz aracıdır. Isınmadığı için pigment kağıdı fazla etkilenmez, genleşmez. Eğer pozda kağıt ısınırsa pigment kağıt genleşir, uzar bu da ayarsızlığa neden olur. Galvano sistem: Çelik silindir üzerine bakır kaplanmasıdır. Bakır kaplanması galvano sistem ile yapılmaktadır. Ballard bakır kaplama: Silindire bakır kaplama sisteminden biridir. Yaklaşık 0.5 mm kalınlığındadır. Bu tabaka parlatılır. Kopyadan sonra, asitle yedirilerek baskı yapacak çukurlar oluşturulur. Baskı işi bittiken sonra silindir üzerinden sökülüp, elektroliz yolu ile yeniden kaplama işlerinde kullanılır. Bu sistem bir defa kullanılır. Temel bakır kaplama: Bu da silindire bakır kaplama sistemidir. Bu tabaka daha kalındır. Yaklaşık 3 mm’dir. Baskıdan sonra çukurlar kayboluncaya kadar üstten sıyrılıp, sonra üzeri yeni kopya yapılır. Bunun dezavantajı her sıyırmada temel bakır tabakası incelir. Dolayısıyla silindirin çapı da daralmış olur. Bu dezavantajdan dolayı bu sistem tercih edilmemektedir. Asfalt lakı: Bakır silindire yedirme işlemine başlamadan önce, silindir jelatinsiz yani basmayacak bölgeleri veya hatalı kısımları, kapatmaya yarayan maddedir. Yedirme: Bakır silindirin “Demir III Klorür” FeCl3 ile derinlik (çukurlaştırma) yapma işidir. Yedirme işleminden sonra silindir baskıya verilir. Arttırma tashihi: Silindir çukurlarının daha çok derinleştirilmesi ve resim tonunun daha yükseltilmesi demektir. Arttırma tashihi için önce silindir yüzeyi temizlenir. Merdane dayanaklı boya verilir, yedirilmek istenen çukurluklar çıplak kalır. Korunmak istenen çukurlar boya ile doldurulur. Sonra yedirme yapılır. İstenen derinliğe ulaşınca yedirme tamamlanmış olur. Eksiltme tashihi: Silindir çukurlarındaki derinliğin azaltılarak resim zayıflatımasına denir. Flekso Baskı TerimleriFLEKSO BASKI TERİMLERİ Flekso Baskı : Doğrudan yüksek baskı sisteminin bir dalıdır. Baskı kalıbının yüzeyinde yüksekte kalan işli alanlardaki mürekkep almış görüntülerin basınç etkisiyle baskı malzemesinin üzerine geçirilmesi esasına dayanan bir baskı yöntemidir. Kalıbı lastik olan baskı tekniğidir.Flekso baskı yönteminde kullanılan baskı kalıplarının baskı kalıplarının baskı yapan kısımları yüksektedir. Baskı kalıplarının basmayan kısımları ise derindir. Flekso baskı makineleri rotatif oluf bobin kağıt veya plastik folyeler üzerine baskı yapar. Flekso baskı sistemi çoğunlukla ambalaj, etiket ve gazete baskısında kullanılmaktadır. Anilin boya: Taş kömürü eterinden elde edilen organik boyadır. Flekso baskıda kullanılır. Anilox merdane: Tramlı merdane. Görevi hazne merdanesinden aldığı mürekkebi baskı silindirine aktarmak olan anilox merdane krom veya seramikle kaplı metalden yapılmış olup üzerinde lazerle oyulmuş olup eşit derinlikte gözenekler bulunmaktadır. Hazne merdane: Mürekkep püskürtme merdanesi Rakle: Mürekkep sıyırma bıçağı. Polietilen: Etilen gazının yüksek basınç ve temperatör altındaki polimerizasyondan meydana gelen termoplastik (yani ısı ile yumuşayıp yapışabilen bir filmdir. Ambalaj ve baskı sektöründe kullanılan ucuz ve transparan film. Polivenil klorür (PVC) : Vinil asetat ve vinil klorür monomerlerinin polimerizasyondan elde edilen PVC film kokusuz, transparan, elastik, ve termoplastik bir yapıya sahiptir. Polipropilen: Dökme PP film aynen PE gibi baz reçinenin çeşitli katkı maddeleri ile takviye edilmesinden sonra meydana gelir. Selofan: Odundan elde edilen selüloz daha sonra kimyasallarla reaksiyona sokularak viskoz ve daha sonra da selülozhidrat haline getirilerek film şeklinde preslenir.Bu preslenen filme selofan denir. Poliamid film: Isı yapışmadığı için genellikle PE ile lamine(birleşik) kullanılır. Poliester: Poliester filmler (Pet) Film: Ambalaj dalında film lifsiz organik bir maddenin ince ve elastik bir tabakasıdır. Metalize film: Metalizasyon bir filmin düşük basınç altında rezistans ile ısıtılan seramik çubuklar üzerinde oluşan alüminyum buharları ile kaplanmasıdır. Bu metod kaplama, ambalaj sektörü için en ekonomik olduğundan dolayı çok kullanılır. Alüminyum folyo: Su buharı ve gazlara karşı en iyi bariyer malzemelerden birisidir.Alüminyum folyonun kullanıldığı laminasyonlar sırasında karışıklıklar daha sonra folyonun yırtılmasına neden olur.Tamamen zehirsizdir. Dünyada gıda maddeleri ile direkt temas etmesine izin verilen malzemedir. Laminasyon: Genel manada iki veya daha fazla materyalin birleştirilerek tek ve dayanıklı bir malzeme haline getirilmesi işlemi. Solvent: Tiner, neft, terebentin, vernik gibi eriyiklerin (sıvı akışkan) genel adı. UVC pozu: Flekso baskıda kalıp pozlama için kullanılan ve dalga boyu en düşük olan ışık kaynağı. UVC-pozu plaka yüzeyindeki yapışkanlığı ortadan kaldırır.UVC ışığı insan gözüne son derece zararlı olduğundan çıplak gözle bu ışığa direkt olarak bakılmamalıdır. Nyflex kalıpları: Bu plakalar oldukça yumuşaktır. Oluklu mukavva baskılarında tercihen kullanılır. Sertlikler 34-42 shore arasında değişmektedir. Fotopolimer: Plastik klişe ana maddesi. Fotopolimer kalıpları: Polimer (plastik) malzemeden fotomekanik usullerle üretilen kalıplara fotopolimer kalıp denir. Bu kalıplar genellikle bükülebilir şekilde yapılmaktadır. Flekso baskı kalıpları: Flekso baskıda hazırlanma yöntemine göre ayrılan iki ana kalıp türü vardır. Bunları lastik ve kauçuk kalıplarıdır. Çinko klişe: Çinko klişenin hazırlanması fotomekanik yedirme yöntemi ile yapılmaktadır. Bu yöntem 2 şekilde yapılmaktadır. a- Manuel olarak hassaslaştırma b- Fabrikasyon olarak hassaslaştırma Shore: Flekso baskıda kullanılan klişelerin sertlik derecesi. Rölyef: Kabartma etkisi Densite: Filmin yoğunluk değeri. Ya da kağıt üzerindeki renk yoğunluğu. Forsa: İki kazan arası basınç ayarı. Şap banyosu: Asit banyosu. Çinko kalıbın yıkanması için yapılır. Emülsiyon: Kalıba dökülen hassas madde. (Işığa karşı duyarlı madde) Hidrometre: Asit ölçer. Fotografçılık TerimleriFOTOĞRAFÇILIK TERİMLERİ Fotograf: Tabiatta mevcut varlıkların veya şekillerin görüntülerinin ışığa duyarlı kağıt veya film üzerine ya da digital ortamlara yazımlanmasıyla elde edilen ürün. Obtüratör(Örtücü): Film düzlemine ulaşacak olan ışık miktarının filmi ne kadar süre ile etkileyeceğini belirleyen mekanik parça. Saniyenin kesirleri ile ifade edilirler. (T, B, 1 saniye, 1/2sn , 1/4sn, 1/8sn, 1/15sn, 1/30sn, 1/60sn, 1/125sn, 1/250sn, 1/500sn, 1/1000sn …..) Objektif: Genellikle birden fazla mercek elemanından oluşan ve temel işlevi film düzlemi üzerine seçik görüntü düşürmek olan parça. Dar açılı, normal, geniş açılı ve zoom olmak üzere dört tem başlık altında ele alınabilir. Diyafram: Fotoğraf makinalarının objektiflerinde açılıp kısılarak filme ulaşacak ışık miktarını ayarlayan parça. Vizör (Bakaç): Makinada oluşan görüntünün olabildiğince aynını gösteren ve mercekler düzenine dayanan parça. Flash: Kısa süreli fakat çok parlak ışık yayan yapay aydınlatma kaynağı. Pozometre(Işık ölçer): Fotoğrafı çekilecek bir cisim üzerine düşen ya da ondan yansıyan ışık miktarını ölçmek amacıyla kullanılan elektronik araç. Emniyet Işığı: Karanlık odada kullanılan film ve kartları etkilemeyen kırmızı, koyu yeşil ve turuncu çalışma ışığı Tripot (Üç ayaklı sehpa): Fotoğraf çekiminde ortaya çıkabilecek sarsıntıları önlemek için kullanılan araç. CCD: Dijjtal fotoğraf makinelerinde görüntü yazımlamayı destekleyen teknoloji. Bu makinelerde, pozometrelerde kullanılan ve ışığa karşı çok hızlı tepki veren silikon hücrelerinin milyonlarcasının biraraya gelmesiyle oluşan CCD (Charged – Coupled – Device) teknolojisi kullanılmaktadır. Bu teknoloji ile görüntüler artık film gibi bir elemana değil, doğrudan sayısal ortamlara yazımlanmaktadır. LCD (Liguid-Cyrstal-Display): Digital fotoğraf makinalarının renk hassasiyetini gösteren ön izleme ekranıdır. Bununla görüntüler çekilirken izlenebilir ve gereken değişiklikler yapılabilir. Digital Fotografçılık: Görüntüleri film yerine doğrudan digital (sayısal) ortamlara kaydeden teknolojilerin genel adı. Yarı digital fotoğrafçılık: Opak veya saydam görüntülerin scannerda taranarak bilgisayar ortamına aktarılması ve yeniden düzenlenmesi işlemlerine verilen ad. Film: Fotoğraf çekilecek konunun görüntüsünü saptamak için ışığa duyarlı madde ile kaplanmış saydam taşıyıcı. Maskeleme: Fotoğraf baskısı sırasında görüntünün belirli bölgelerinin ışık almasını önleyerek tonların istenilen biçimde elde edilmesini sağlayan yöntem. Emülsiyon(Duyarkat): Fotoğraf film ve kağıtlarında, görüntünün oluşturulabilmesi için kullanılan ve gümüş tuzlarından oluşan ışığa karşı duyarlı katman. Gamma ve Gradasyon: Bir fotoğraf malzemesinin sertlik ve yumuşaklık bakımından erişebileceği maksimum siyahlanma derecesine gradasyon denir. Gamma ise gradasyon ölçü birimidir ve bir fotoğraf malzemesinin sertlik veya yumuşaklık derecesini sayısal olarak ifade eder. Negatif: Duyarkat üzerinde çekim ve geliştirme işlemlerinden sonra oluşan fakat gerçekte parlak olan yerlerin siyah, karanlık olan yerlerin ise açık çıkdığı ters görüntü. Diapozitif: Renkli veya siyah-beyaz saydam resim. Pozitif görüntü olarak perdeye yansıtılarak kullanılan film türü. ASA, ISO ve DIN: Filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarını belirleyen ölçü birimi ASA, Amerikan standardını, DIN Alman Standardını, ISO ise uluslararası fotoğraf film standardını ifade eder. Roll film: Bir tarafı ışığa karşı duyarlı duyarkat ile kaplanmış ve diğer tarafı kıvrılmaya karşı işlem görmüş plastik kaplı ince saydam film. Opak: Işık geçirmeyen ve saydam olmayan malzeme. Örneğin renkli veya siyahh beyaz karta basılı fotoğraflar birer opaktır. Agrandizör: Negatiflerin kendi orjinal boyutlarından daha büyük boyutlarda basılabilmesini sağlayan optik araç. Kontak Baskı: Filme çekilmiş görüntünün; başka bir film, kart ya da kalıp üzerine konularak pozlandırılması. Spiral: Fotoğraf filmlerinin banyosunda kullanılan ve banyoların filmin bütün satıhlarına homojen (dengeli ) olarak temas etmesini sağlayan metal ya da plastikten üretilmiş karanlık oda ekipmanı. Film Banyo Tankı: Çeşitli boyutlardaki filmlerin banyo edilmeleri için, ışık geçirmeyen fakat kimyasal eriyiklerin doldurulup boşaltılmasını olanaklı kılan ve böylece filmlerin banyo edilmesi işlemlerinin ışık altında da yapılabilmesini sağlayan, çelik ya da bakalit gibi maddelerden yapılmış kaplardır. Developer (Geliştirici): Işığa karşı duyarlı malzemelerde ışık görmüş gümüş tuzlarını ayrıştırarak siyah metalik gümüşe dönüşmesini sağlayan kimyasal bileşimlerdir. Film ve kart banyosunda ilk uygulanan banyo geliştirici banyodur. Bu banyoda, kart üzerine pozlanan gizli görüntü görülebilir hale gelir. Fikser(Saptama Banyosu): Işığa duyarlı malzemelerde poz görmeyen kısımlardaki emülsiyonun atılmasını sağlayan banyo işlemi. Film artık ışıktan etkilenmez hale gelir. Paspartu: Bir resmin, çevresinde genişçe bir çerçeve oluşturacak biçimde ortasına yerleştirildiği kalın karton veya mukavva üzerinde yapılan sergiye hazırlık çalışmasına verilen isim. Paspartu üzerinde eserin kendisinden başka, eser asahibini ve eserin adına ilişkin bilgiler yer alır. SLR (Single Lens Refleks): Tek objektifli refleks makinalardır.Görüntüyü doğrudan doğruya objektiften alarak bir ayna düzeneği yardımıyla vizöre iletirler. Bu nedenle makinanın objektifi değiştirildiğinde ya da objektif önüne herhangi bir filtre takıldığında ortaya çıkan etkiler vizörden izlenebilir. TTL: Kendi bünyesinde ışık ölçümü yapan fotoğraf makinesi özelliği . Silicajel: Fotoğraf makinalarının ve ekipmanlarının nemden zarar görmesini önlemek amacıyla fotoğraf çantalarına ya da bu ekipmanların saklandığı dolaplara konulan, nem emici özelliği bulunan bir madde. Retüş: 1. Gerekli film düzeltmeleri, filmde istenmeyen yerlerin abdekle kapatılması. 2. Bozuk, kırık fotoğraflar üzerinde geleneksel yöntemle fırçalar, düzeltme kalemleri ve boyalarla veya bilgisayar ortamında yapılan düzeltme işlemlerinin genel adı Filtre: İçinden geçen ışığın özelliklerinde çeşitli değişiklikler yaratan cam, jelatin ya da asetattan yapılmış çeşitli renklerdeki araçlardır. Fotoğraf makinasının objektifine takılan düzeltme ya da özel efekt amaçlı filtreler olabildiği gibi karanlık odada renkli fotoğraf baskısı için kullanılan renk filtreleri ya da reprodüksiyon (renk ayrım) filtrelerinden söz edilebilir. Kontrast: Bir görüntünün en aydınlık ve en karanlık kısımları arasındaki ton farklılığı. Kontrastı etkileyen faktörler; konunun aydınlatma oranı, objektifin özellikleri, duyarlı malzemelerin özellikleri, banyo edilme oranı, agrandizörün özellikleri ve yüzey dokusu. Dekupe: Bir bütünden belli biçimlerde parçalar kesme ya da bir görüntünün etrafını boşaltma işlemi. Fotoflue: Fotoğraf filmlerinin yıkanmasından sonra en son aşamada suya damlatılarak film üzerinde kireç vb. lekelerin oluşmasını önleyen sıvı kimyasal madde. Makro Fotografi (Close- Up / Yakın Plan) : Fotoğrafı çekilen uzatma tüpü, yakınlaştırıcı mercek, körük gibi bazı özel ekipmanlar kullanarak, konunun yakın plan görüntülerini sağlayan fotoğraf tekniği. Mikro Fotografi: Boyutları çok küçük olan, çıplak gözle görülmeyen bir konunun mikroskop yardımıyla defalarca büyütülerek ayrıntılı görüntülerinin elde edilmesine ilişkin uygulamaların tümü. Mikrofotografi, daha çok fen bilimleri alanına (tıp, ziraat, biyoloji, kimya vb) hizmet eder. Alan derinliği: Üzerinde odaklama yapılan cismin önünde ve arkasında oluşan seçik alandır. Alan derinliği yüksek olan fotoğraflarda görüntünün tamamı nettir. (Örneğin, manzara fotoğrafları) Alan derinliği düşük olan fotoğraflarda ana konu net, ana konunun önünde ve arkasındaki boşluk fludur. Bilgisayar terimleriBİLGİSAYAR İLE İLGİLİ KAVRAMLAR Bayt: Sekiz bitlik seriler halinde saklanan bilgisayar veri parçalarına denir. Bellek: Sonra okunmak üzere bilgi saklanabilen bilgisayar donanım ögesidir. Bit: 0 ve 1 den oluşan ikili sayı sistemidir. Bilgisayarda yapılan bütün işlemler, yazılar, resimler…vb. 0 ve 1 lerden oluşan kombinasyonlar ile gerçekleşir. CD: Compact disc’in kısaltması. Bilgisayarda üretilen tasarımların saklandığı bir harici yedekleme ünitesi. CPU: (Central Processing Unit - Merkezi İşlem Birimi) Bilgisayarda yapılan bütün işlemler CPU da yapılır, bir nevi bilgisayarın beyni diyebiliriz. Desktop: Masaüstü bilgisayar Disk sürücüsü: Disk üzerindeki bilgileri okuyan diske bilgileri yazan ve diskin takıldığı aygıt. Disk: Bilginin küçük manyetik noktacıklar halinde kaydedildiği düz ve yuvarlak manyetik yüzey. Dosya Biçemi (Formatı) : Görüntülerin depolanma yöntemi (EPS, JPEG, TIFF…) ENIAC: (Electronic Numerical Integrator Analyzer and Computer - Elektronik Sayısal İntegral Makinesi ve Bilgisayar) Dünyanın ilk ve en ünlü hesap makinelerinden biridir. Gigabyte: Bilgisayarla ilgili kapasite ölçü birimlerden biri. Bin megabayt. Hardware: Bilgisayarın mekanik kısmıdır. Monitör, harddisk içindeki tüm elektronik aygıtlar ve devreler gibi. Image Setter: Bilgisayar görüntülerinden çıktı alırken çok yüksek çözünürlüklere ulaşabilen çıktı aygıtı. LAN: Yerel alan ağları, küçük bir alan içindeki (örneğin bir binadaki) bilgisayarlar birbirine bağlanabilir. Laptop: (Notebook) Dizüstü bilgisayar, taşınabilir özellikte olup bir desktop’ta bulunacak bütün özellikleri taşıyabilir. LCD: Sıvı kristal gösterge. Bilgisayar ekranlarında kullanılan LCD teknolojisi, monitörlerin daha ince hale gelmesini sağlamaktadır. MIPS: (Million Instruction Per Second - Saniyede milyon komut) Bilgisayarın bilgiyi işlediği hızı ölçmek için kullanılan terim Palmtop: Avuçiçi bilgisiyar. Ram: (Random Accses Memory - Rasgele Erişimli Bellek) Bilgisayar açık olduğu sürece veri ve komutları saklar, geçici bir bellektir, bilgisayar kapandığında içindeki tüm veriler kaybolur. Rom: (Read Only Memory - Salt Okunur Bellek) Bilgisayarın nasıl çalışacağını söyleyen programların kaydını tutar. Bilgisayar açıldığında ROM’daki komutlar CPU’ya neler yapması gerektiğini söyler. Sadece okunabilir bellektir, komutlar değiştirilemez ve bilgisayar kapandığında silinmezler. Sabit disk: Sürekli kapalı bir sürücü ya da kartuş bölmesi içindeki metal disk. Sabit diskler büyük çapta bilgi taşırlar. Sığa: Belleğe ya da bir diske kaydedilebilecek veri miktarı. Sıkıştırma: Bir dosyanın daha küçük bir dosya oluşturmak için yoğunlaştırıldığı veya renk verisi saklamak amacıyla belli piksellerin ihmal edildiği yöntem. Software: Bilgisayarın görevini yerine getirebilmesi için ona verilen tüm bilgiler ve komut listeleri. Yani programlar. Bir bilgisayar sistemi hardware ve software’den oluşur. Software olmazsa, hardware tek başına çalışamaz. Veri Yolu: CPU ile bellek arasında ya da CPU ile girdi/çıktı aygıtı arasında veri taşır. Virüs: Verilere zarar vermek ya da yok etmek amacıyla yazılmış olan programlar. Bir bilgisayardan diğerine ağlar ya da disketler aracılığıyla geçebilir. WAN: Geniş alan ağları, çok geniş bir alandaki bilgisayarlar birbirine bağlanabilir (ATM ler-bankomat) Yazdırma kuyruklayıcısı: Bilgisayar genellikle verileri yazıcının basabileceğinden daha hızlı işler. Bu durum, yazıcının kendisine yetişmesini beklemesi yüzünden, bilgisayarın diğer işlerini yapmakta geri kalacağı anlamına gelir. Yazdırma kuyruklayıcısı, yazıcıya veri gönderilirken veriyi tutar, böylece bilgisayar başka işler de yapabilir. Masaüstü Yayıncılık TerimleriMASA ÜSTÜ YAYINCILIK TERİMLERİ MÜY Donanımı (Çevre Birimleri) Bilgisayar : Verilerin üstünde işlem yaparak bunları okunabilir ve görüntülenebilir hale getiren teknolojik makineler. Bilgisayardan Baskıya Sistemleri : Bu sistemde bilgisayarda hazırlanan bir iş, direk olarak kalıba pozlanır ve arkasından baskıyı gerçekleştiren bir sistemdir. Bunun kolaylığı montaj ve kalıphane probleminin kaldırmaktır. CCD: (Charged Coupler Device - Yüklü Kuplaj Aygıtı) CCD, tarayıcılar ve dijital kameralar gibi cihazlarda ışığı ölçmek için kullanılan elektronik bir aygıttır. Digital Fotoğraf Makinesi (giriş ünitesi) : Resimleri kendi bünyesinde direk sayısallaştırabilen ve bu görüntüleri bilgisayar ortamına aktarabilen fotoğraf makinesi çeşidi.Bu sistemde fotoğraf filmi ve film banyo işlemleri yoktur. Görüntüler doğrudan fotoğraf makinesinin hard diskine ya da hafıza kartına yazımlanır. Burlardaki görüntüler kişisel bilgisayarlarda yeniden düzenlenip baskıya hazırlanabilir. Harici kayıt birimi (SCSI, cd-w - çıkış ve giriş ünitesi): Sabit disk gibi bilgileri hafızasında tutabilen fakat sabit olmayıp taşınabilen ve başka bir bilgisayara bağlanabilerek bilgi aktarmada yardımcı olan araçlardır. SCSI (skazi) taşınabilen bir harddisk formunda iken, CD-Writer, bilgileri compact diske (CD) yazarak, kopyalanmasını ve taşınabilerek diger bilgisayar ortamlarına aktarılmasını sağlar. Klavye (girdi ünitesi): Bilgisiyarda, daktilo gibi yazı yazıp, resimler üzerinde ve veriler üzerinde değişiklik yapmanıza olanak tanıyan bir donanım parçası Modem (çıkış ve giriş ünitesi) : Bilgisayarın Internet gibi iletişim ağlarına bağlanarak diğer kişisel bilgisayarlara veri göndermesini veya onlardan veri almasını sağlayan; bilgisayarın sayısal sinyallerini telefon sinyaline, telefon sinyallerini de sayısal sinyallere çeviren aygıt. Monitör (çıktı ünitesi): Bilgisayardaki verileri görüntelemeye yarayan araç. Mouse (fare - girdi ünitesi): Bilgisayar yazılımlarında seçme, kopyalama, kesme, çizme…vb. gibi işlemleri yapan, bigisayarın ünitesi. Kalem mouse; bir nevi tarayıcı gibi işlem yapan, daha önceden çizilmiş nesnenin üstünden geçerek çizime yardımcı olan yada elle serbest çizim yaparak görüntü oluşturmaya yarayan cihaz. Printer (yazıcı - çıktı ünitesi) : Bilgisayar ortamında üretilen yazılı ve görsel materyallerin kağıt üzerine aktarılmasını sağlayan digital aygıt. Masaüstü yayıncılık donanımının en temel üyelerinden birisi. Renkli ve siyah beyaz, nokta esaslı, mürekkep püstürtmeli ve laser sistemiyle çalışan çeşitleri vardır. Scanner (girdi ünitesi) : Yazı, saydam veya opak fotoğraf, resim, illüstrasyon gibi görüntüleri, 0 ve 1 kodları ile sayısallaştırarak bilgisayar ortamına aktaran parça.El tarayıcıları, masaüstü tarayıcılar, flatbed trayıcılar ve tamburlu tarayıcılar gibi çeşitleri vardır. Tamburlu tarayıcılar ve flatbed tarayıcılar, reprodüksiyon atölyelerinde daha detaylı ve kaliteli tarama yapan cihazlardır. Diğerleri ise amatör tarama işlemlerinde kullanılırlar. Masaüstü Yayıncılık: Kitap, dergi, gazete, broşür gibi yayınları kişisel bilgisayarlarda özel yazılımlar kullanarak hazırlama yöntemi MÜY Yazılımları a) Nokta esaslı (bitmapped) : Yumuşak ve resimsel efektler için idealdirler. Bu programda oluşturulan görüntüler pixel noktacıklarından oluşur. Nokta esaslı tasarım programları şöyle sıralanabilir: Adobe Photoshop, Fractal Design Painter, Fractal Design Color Studio, Aldus SuperPaint. b) Nesne esaslı (objectoriented) : Vektörel tabanlı programlar olarak da anılan bu yazılımlarda geometrik çizim, simge, logo ve diğer tipografik uygulamalar için gereken düzgün ve keskin kenarlı görüntüler üretilir. Bu programlar bütün imgeleri nokta yerine, çizgi ya da vektörler halinde depolar. Bu programlar arasında en yaygınları; Aldus Freehand, Typestyler, Fontographer… c) Sayısal işlem : Sayısal hesaplamaları yapabildiğimiz, tablolar oluşturabildiğimiz yazılımlar. Bunlara Exell, Access…gibi örnekleri verebiliriz. d) Kelime işlem : Genellikle tez, rapor, resimsiz kitaplar gibi metin ağırlıklı sayfa düzenleme çalışmalarında kullanılan yazılımlardır. Örnek olarak Word, Write, Notepad… e) Sayfa mizanpaj: Dergi ve gazete gibi materyallerin sayfalarının tasarımında kullanılan programlardır. Bunlara örnek QuarkXpress, Pagemaker, Corelldraw , Indesign f) Sistem Yazılımları: Masaüstü yayıncılık ile ilgili işlemlerin gerçekleştirilmesinde kullanılacak yazılım ve donanımın etkin çalışmasını sağlayan yazılımlar. MACOS, WINDOWS gibi g) Donanım Yazılımları: Bunlar bilgisayarın donanımlarının sistemde çalışabilmesi için, sisteme tanıtılması ve kendi bünyesinde donanımın özelliklerini kullanabilmek için tasarlanmış yazılımları içerir. Örneğin yazıcınızı bilgisayarınıza bağlamanız yetmez, yazıcı bilgisini içeren bir programı da sisteminize yüklemeniz gerekir. Genel MÜY Kavramları Adobe Systems: Postscript dili, Adobe Illustrator, Adobe Photoshop, Adobe acrobat gibi geniş bir yazıtipi yelpazesi ile profesyonel grafik sanatçıları ve iletişimcileri için tasarlanan diğer araçların yazılmasından sorumlu şirketin adı. Anti-aliasing: Pikselleri karıştırma yoluyla verilen yumuşatma etkisi Baskı provası: Bir işin, basıldığı zaman nasıl görüneceğini kestirme yöntemi. Prova, son çoğaltmada kullanılacak olan gerçek kağıt, mürekkep setleri ve görüntüleri ile çalışan baskıdan alınan bir örnektir. Digital prova sistemleri gelişmiş MÜY donanımının bir unsuru olarak ele alınabilir. Bellek renkleri: Doğada kolayca bulunan renkler; ten rengi tonları, mavi (gökyüzü) ve yeşil (bitkiler) gibi. Bu renklere referans renkler de denir. Bezier eğrileri: Dört kontrol noktası kullanarak matematiksel olarak tanımlanan eğri. Photoshop’taki pen araç bezier eğrileri yaratır. Birleşik: Birleşik bir görüntü, içindeki tüm renk elemanlarını aynı anda gösterir. Adobe Photoshop’ta çalışırken kanalları ayrı ayrı gösterebileceğiniz gibi, hepsini birden de gösterebilirsiniz. CEPS: (Color Electronic Publishing System - Renkli Elektronik Yayın Sistemi) Genellikle, Scitex, Linotype/Hell, Crosfield ve diğerlerinin sunduğu özel görüntü düzeltme veya rötuşlama sistemlerini anlatmak için kullanılır. Cromalin™: Bir renk provası yaratmak için bir yöntem. Bu yöntem, sonradan lakelenerek yüksek kaliteli renk provası yaratan CMYK katmanlı hafif renk farkları kullanır. Clip Art: Tasarımcıların kesip çıkartmaları ve tasarımlarına yapıştırmaları için kağıda basılmış resimlemeler. Masa-üstü yayıncılıkta, clip art bir disketten kopyalanabilen ve diğerine yapıştırılabilen, kaydedilebilen elektronik resimlerdir. Çözünürlük: Bir görüntünün piksellerle ölçülen eni ve boyudur. Buna bağlı olarak yüksek çözünürlüklü görüntü denildiğinde çözünürlüğü, çoğaltılacağı çizgili ekranın en az iki katı olan görüntü anlaşılır.. Örneğin 150 çizgilik bir ekrana basılan 300-dpi görüntü yüksek çözünürlüklüdür. Çözünürlüğü belirlemede kullanılan ölçütler dpi, lpi ve pikseldir. DCS: (Desktop color seperation) Masaüstü renk ayrımı Descreening: Operatörün, varolan yarımton noktalarını yok ettiği bir işlem.Basılı malzemeden bir nesne taradığınızda descreening oluşur. Dinamik Aralık: Belli bir görüntüde bulunan en düşük ve en yüksek yoğunlukları arasındaki fark. Bu terim aynı zamanda bir tarayıcının veya dijital kameranın duyarlılığını anlatmak için de kullanılır. Dpi: Bir inç’teki tarama sayısıdır. Bir inç’teki tarama sayısı arttıkça görüntü daha detaylı taranır ve kaliteside artar. Filtre: Daha büyük bir uygulamanın içinde bulunan, görüntüleri değiştirmek için kullanılabilen küçük bir uygulama. Photoshop’ta, bir görüntünün görünüşünü keskinleştirmek, bozmak veya başka bir şekilde değiştirmek için birçok değişik filtre kullanabilirsiniz. Fraktal: Matematikçilerin bilgisayarlarda, matematiksel formüllere dayanarak yarattığı desenlere verilen ad. Frekans: Bir yarımtonda inch başına düşen nokta sayısı. Frekans ne kadar yüksek olursa, yarımton noktası o kadar iyi (küçük) olur. GATF: Pittsburgh’da bulunan The Graphic Arts Technical Foundation (Grafik Sanatları Teknik Kurumu). GATF, kar amacı gütmeyen, grafik endüstrisi için test imkanları ve standartlar sunan bir organizasyondur. GCR: (Gray Component Replacement - Gri Bileşen Değişimi) Turkuaz, mor ve sarı tarafından oluşturulan gri tonlarının aynı miktar siyahla değiştirildiği bir işlem. Genel Renk Düzeltmesi: Seçilmiş bir bölge yerine tüm görüntüyü etkileyen bir renk ayarı. Gölgeler: Bir görüntünün, ayrıntı taşıyan karanlık bölgeleri. Grayscale: Gri rengi oluşturan turkuaz, mor ve sarı miktarları. İkili Ton (Duoton) : Farklı mürekkep renklerinden iki yarımtonu, herbiri belli bir ekran açısıyla olmak üzere üstüste koyarak yaratılan bir görüntü. Jaggies: Genellikle yüksek kontrastlı eserlerde, yazıda veya illüstrasyonlarda bulunan sivri kenarlar. Kopya Çıkartmak: Tek veya birçok pikselin çoğaltılması. Adobe Photoshop’ta kopya çıkartma işlemlerini Rubber Stamp aracı yapar. Lpi: (Lines Per Incah) İnç başına düşen satır sayısına masaüstü yayıncılıkta verilen isim. Bir lazer yazıcıdan basılacak olan fotoğraflar 75 lpi’ya kadar çıkabilmektedir. Gerçekten kaliteli ise Lpi değeri 500′e kadar çıkabilmektedir. Madde imi sembolu: Listelerde asterisk yerine kullanılan sembol. Piksel(Nokta): Tek bir resim elemanı. Ekranda ya da sürekli tonlu bir görüntüde birtek nokta, bilgisayar monitörünün görüntüleyebileceği en küçük nokta. Densitometre: Bir sayfa üzerindeki mürekkebin yoğunluğunu veya bir görüntünün belirli bir bölgesinin yoğunluk değerlerini ölçmek için tasarlanmış bir alet. High-key görüntü: Çok işleme maruz kalmış, soluk bir görüntü veya tarama işlemi sırasında detayları kaybolmuş bir görüntü. HSL: (Hue, Saturation and lightness - Renk, doyma ve aydınlık) Doyma rengin derecesini ve tonunu; aydınlık ise o renkte ne kadar beyaz olduğunu gösterir. İthal Etmek: Bir MÜY yazılımında üretilen bir görüntüyü, farklı bir uygulamada okumak. Mesela Freehand programında üretilen bir görüntüyü uygun formatta kaydedip Photoshop programında okutabilmek. Katman: Nesnelerin, görüntünün bütününü etkilemeden, ayrı düzlemler üzerine yerleştirilip düzeltilebilmesine imkan veren bir yöntem. Kesmek: Bir görüntünün ya da yazının seçilmiş bir kısmının çıkartıp panoya kopyalamak. Kontrast: Bir görüntünün en parlak ve en karanlık alanları arasındaki ilişki. Lüminans: Bir tonun, rengine veya doymasına bakmaksızın, parlaklık veya aydınlığının bir ölçüsü. Madde imleri: Listelerdeki maddeleri sunmak amacıyla kullanılan tasarımsal semboller. Maske: Bir nesnenin bir kısmını korumak veya yerinden çıkarmak için yaratılan başka bir nesne. Maskeyi bir şablon gibi de düşünebilirsiniz. Nokta kazancı: Bir yarımton noktasının, görüntünün üzerine basıldığı kağıdın mürekkep soğutması nedeniyle genişlemesi. Gazete baskısının nokta kazancı çarpanı büyüktür, buna karşın yaldızlı kağıtların nokta kazancı çarpanları küçüktür. Nokta Şekli: Bir yarım ton noktasının şekli (yuvarlak, kare, baklava vb.) Adobe Photoshop, herbiri basılmış görüntünün üzerinde farklı etkilere sahip olan birçok nokta şekli obsiyonu sunmaktadır. Nokta: Tek bir yarımton elemanı. Opak: Tüm ışığı tutan bir ton (yüzde 100 siyah). Saydam olmayan, ışığı geçirmeyen. Ön İzleme: Bir dökümanın yazıcıdan nasıl çıkacağını ya da ayarlanmış kağıt tipinde nasıl gözükeceğini gösteren yazılım fonksiyonu. Parlaklık: Baskı terimi olarak parlaklık, kağıdın yansıtma özelliğini anlatır. Adobe Photoshop’ta ise her bir pikseldeki ışık miktarının bir ölçüsüdür. Pano: Belleğin sıralı geçici depolama için kullanılan alanı. Panoya herbilgi kopyalanışında bir önceki kopyalanan silinir. Pikselleştirme: Pikselleri ayrı ayrı görünür kılmak amacıyla, görüntünün çözünürlüğünü azaltarak sağlanan özel efekt. Renk Ayrımı: Bir görüntüyü, baskıda çoğaltmak üzere dört işlem mürekkep renklerine çevirme işlemi. Rötuşlama: Dijital bir görüntünün, piksel değerlerini ayarlamak için tasarlanmış araçlarla değiştirilmesi. RSI: Tekrarlamalı zorlanma sakatlığı. Doktorlar RSI denen bir rahatsızlığın hergün klavye ve fare ile çalışmaktan kaynaklanabileceğini düşünüyor. Bu hastalık en çok bilekleri, parmakları ve kolu etkiliyor. Saydamlık: Işığın yüzeyinden geçmesine izin veren bir malzeme üzerindeki bir görüntü; bir görüntünün altındaki görüntüleri gösterebilme yeteneği. Screening açısı: Yarımton noktalarının bir sayfanın üzerine yerleştirildikleri açı. Geleneksel renk ayrımlarında, dört ekran (CMYK) 30 derece arayla yerleştirilir. Değişiklik gizleme açıları yazılımla gerçekleştirilebilir. Screening: Sürekli tonlu bir görüntünün, geleneksel matbaa makinalarında çoğaltmak üzere yarımton noktalara dönüştürüldüğü işlem. Sürekli ton: Yarımton noktaların ayrılması ve dönüştürülmesinden önceki dijital görüntü. Substrat: Bir görüntünün üzerine basıldığı veya tasarlandığı malzeme, baskı altı malzemesi Swop: GATF tarafından belirlenen, renklerin standart opak kağıtta nasıl çıktı vereceklerini tanımlayan bir standartlar kümesi. SWOP’un gazete kağıtları, gloss ve kaplanmamış kağıtlar için standartları vardır. SWOP mürekkepleri ise, o substrat üzerindeki çoğaltmalar için belirlenmiş standartlara uyar. Şablon: Bitirilmeye hazır bir dökümanın bütün özelliklerini içeren salt okunur bir dosya. Şablonlar genelde yayınlarda isim plakaları ve adres bölgeleri gibi değişmeyen parçaları, sütun yapısı ve sayfa düzeni gibi özellikleri içerir. Şablonlar, MÜY uygulamalarında zamandan tasarruf edilmesini sağlarlar. Taramak: Opak ya da saydam orijinalleri, tasarımlarda kullanılabilecek sayısal dosyalara dönüştürme işlemi. Tarama işlemi amacına göre, masaüstü ya da tamburlu tarayıcılarda gerçekleştirelibilir. Ton aralığı: Verilen bir görüntüde siyahla beyaz arasındaki ton sayısı. Ton: Parlaklığın veya aydınlığın bir ölçüsü. Trapping: Üstüste binmiş veya bitişik görüntülere, baskı işlemi sırasında substratta oluşan ufak kaymaları telafi etmek için yapılan ayarlar. Type 1: Adobe’un profesyonel tasarımcılar tarafından evrensel olarak kabul edilmiş yazı tipi düzeni. Gelişmiş hizmet büroları daha çok bu yazıtipini tercih eder. TrueType: Apple ve Microsoft tarafından üretilip tasarımcılarca evrensel olarak kabul edilmiş yazıtipi düzeni. Gelişmiş hizmet büroları daha çok bu yazıtipini tercih eder. UCR (undercolor removal - alt renklerin çıkartılması) : İstenen gri tonunu yakalamak için yeterli siyah değerlerin bulunduğu bölgelerden değişik miktarlarda turkuaz, mor ve sarının çıkartılması. Varsayılan Değer: Adobe Photoshop’ta araçlar, paketler ve diğer dosya tercihleri için ilk ayarlar. Prefences komutunu kullanarak varsayılan değerler değiştirilebilir. Vektör Görüntü: İçindeki nesnelerin piksellerle değil, matematiksel olarak tanımlı oldukları görüntü. Yarımton: Sürekli tonlu bir görüntüyü çeşitli büyüklüklerdeki bir dizi noktaya çevirme yoluyla oluşturulan bir görüntü. Yoğunluk: Bir nesnenin , ışığı yansıtma veya soğutma yeteneğiyle ölçülen koyuluğu. Yuvarlama Maskesi: Nesnelerin kenarlarında ‘haleler’ yaratarak görüntüyü keskinleştiren bir filtre. İnsan gözü, renkteki küçük değişimleri farkedecek kadar duyarlı değildir; bu işlem bu değişimleri daha görünür kılmak amacıyla arttırır. MÜY de Kullanılan Format Çeşitleri: TIFF: (Tagged Image File Format - Etiketlenmiş Görüntü Dosya Formatı) Aldus Corporation tarafından bit-eşlemli görüntüleri depolamak için yaratılan bir dosya formatı. PDF: Adobe Acrobat’ın Portable Document Format’ına (taşınabilir doküman formatı) göre düzenlenmiş dosya türleri. Bu dosyaların bütün biçim özellikleri dosyaya kaydedildiği için platformlar arası taşımada sorun olmaz. PICT: Birçok program tarafından kullanılan bir dosya formatı.Pekçok multimedya uygulaması, ekranda grafik göstermek için PICT formatını kullanır. JPEG: Joint Picture Experts Group tarafından yaratılmış, dosyalının orijinal boyutunu küçülten bir sıkıştırma metodu. EPS: (Encapsulated Postscript) Grafik ve görüntü dosyalarını depolamak için Adobe systemi tarafından geliştirilen EPSF de denilen bir dosya biçemi standardı.) MÜY’ de Renkle İlgili Kavramlar 24-bit renk: Her renk kanalı (kırmızı, yeşil, mavi) için 256 renk tonu sunan renk modeli 32-bit renk: Her renk kanalı (kırmızı, yeşil ve mavi) için 256 renk tonu ile birlikte 256 tonlu bir de maskeleme kanalı sunan renk modeli 8-bit renk: 256 (renkli bir monitörde gösterilen minimum renk sayısı) renkli bir palet sunan renk modeli Aratonlar: Siyah ve beyazın yaklaşık tam ortasında bulunan ton değerleri. Aydınlık: Bir rengin veya tonun parlaklığının bir ölçüsü Çıkarmalı Renkler : (CMYK - cyan, magenta, yellow, kontrast- siyah) Turkuaz, mor, sarı ve siyah baskı renklerinden oluşan renklerdir. Çıkartmalıdan kastedilen bu renkler belli % de oranları ile birleşince diger renkleri oluşturuyor olmalarıdır. Bunlarla yapılan baskı işlemi dört renk işlemi olarak bilinir ve bir matbaa makinasında renkli görüntüleri çoğaltmanın en çok kullanılan yoludur. Degrade: Bir renkten veya doymadan diğerine harmanlama, geçiş Doyma: Bir rengin şiddetinin ölçüsü. Örneğin pembe kırmızıdan, gökyüzü mavisi de lacivertten daha az doymuştur. Monokrom (Tek renk) : Genellikle siyah beyaz bir monitörü belirtir, ama siyah beyaz bir görüntü için de kullanılabilir. Nötrler: Belirgin bir renkleri olmayan gri tonları. Pantone: Belirli renkleri tutturmak için kullanılan ticari bir renk uyumlaştırma ve mürekkep karıştırma sistemi. MÜY yazılımları pantone sistemini desteklerler. PMS: (Pantone Matching System) Tasarımcıların renkleri numaralarla ifade etmesini sağlayan sistem. Renk tekerleği: Değişik renkleri ve bu renklerin birbirileriyle olan ilişkilerini gösteren pasta dilimi grafiklerine benzeyen şema. Çoğu zaman renk tekerleği on renge indirgenmiştir: Başta kırmızı olmak üzere turuncu,sarı, açık yeşil, koyu yeşil, turkuaz, mavi, koyu mor Renk uzayı: Renkli bir görüntünün tanımlanma ve depolanma biçimi. Renk uzayına örnek olarak RGB, CMYK ve Kodak YCC gösterilebilir. RGB: (Red, Green, Blue) Renkli bir monitörde görüntünün gösterilmesi için kullanılan üç ana renk. Spot Renk: (Özel Renk) CMYK sisteminin dışında özel olarak kullanılan mürekkep rengi. Örneğin: Pantone serisinden bir renk. Toplamsal Renkler : (RGB - red, green, blue) Kırmızı, yeşil ve mavi ışığı anlatan bir kavram. Kırmızı, yeşil ve mavi ışık değişik yüzdelerde karıştırılınca, görünebilir renk yelpazesi oluşur. Bu renklerin herbiri %100 kullanılınca beyaz ışık meydana gelir. Monitörlerde kullanılan renklerdir. Yerel Renk Düzeltmesi: Görüntünün tamamı yerine, sadece seçilen bir kısmına yapılan ayarlama. Grafik Tasarım TerimleriGRAFİK TASARIM TERİMLERİ Grafik: Harfleri, sözcükleri, tümceleri, fotoğrafları, biçimleri, renkleri kağıt üzerinde bir zevk ve oranla yerleştirme ve bu yerleştimede yenilik ve çekicilik oluşturma sanatına grafik denir. Eski Yunancadaki “Grapnein” (yazmak) kelimesinden dilimize geçmiştir. Tasarım: Planlamaya dayalı belirli bir amaç gözeten yaratıcı bir eylemdir. Grafik Tasarım: Okunan izlenen görüntülerin tasarımı şeklinde tanımlanır. Grafik tasarımda görsel unsurlar kenar çizgileri ile aynı yönde yerleştirildiklerinde düzenli ve durağan, karşıt yönde yerleştirildiklerinde dinamik ve enerjik bir yapı oluştururlar. İletişim: Gönderici ve alıcı olarak adlandırılan iki insan ya da insan grubu arasında gerçekleşen bir duygu, düşünce, davranış ve bilgi alış verişidir. Grafik İletişim: Görüntülerden oluşan bilgilerin değiş-tokuşu olarak tanımlanır. Yazılar, resimler ve fotoğraflar başlıca grafik iletişim araçlarıdır. Bir mesajın açık, ekonomik ve estetik yollarla üretilmesi, grafik iletişimin başlıca amacıdır. Grafik iletişimin ekonomik olması demek, mümkün olan en az sayıda görsel imgenin, mümkün olan en yüksek sayıda bilgiyi aktarabilmesi demektir. Örnek: Erkek/kadın tuvaletlerini ya da giriş çıkışı grafik imgelerden anlarız. Grafik Tasarımın Öğeleri: Çizgi , ton, renk, doku, biçim, ölçü, yön olarak ifade edilebilir. / Çizgiler karakterlerine göre ve konumlarına bağlaı olarak bazı mesajlarda iletirler. Örneğin; yatay çizgi durgunluk, dikey çizgi saygınlık, diyagonal çizgi canlılık, kıvrımlı çizgi zerafet ifadesi verir./ Tonlar genellikle görsel imgenin yarımton reprodüksiyon tekniği ile tramlanması yoluyla elde edilir. Ton ve çizgi tasarımda kontrastlığı oluşturan elemanlardır. / Renk, bir tasarımı meydana getiren yapı taşlarından biridir. Renkler, izleyen üzerinde değişik etkiler uyandırırlar. Bunların bir bölümü kişisel, bir bölümü ise genllenebilir duygulardır. Örneğin; sıcak renklerin uyarıcı, soğuk renklerin ise gevşetici, dinlendirici olması renklerin genellenebilir etkileri olarak değerlendirilebilir. / Doku, bir yüzey üzerinde tekrarlara dayalı biçimsel bir düzen olarak adlandırılabilir. Örneğin zeminde kullanılan bir ahşap, mermer vb.dokusu. / Bir grafik tasarım ürünü, farklı ölçülerdeki görsel unsurların bir araya gelmesiyle oluşur. / Bir tasarım yüzeyi üzerinde bulunan çizgisel, tipografik ve görsel unsurların yönü önemlidir. Örneğin: Bir gazete haberinde yer alan insan fotoğrafi ilgili habere doğru bakmalıdır. Mesaj: Bir kimseye verilen, gönderilen iletilen bilgi, haber. Hedef Kitle: Ilgi alanları ve özellikleri ayrıntılı bir biçimde tanımlanmış bir kitledir. Bir kişi ya da kurumun davranışlarından, kararlarından, uygulamalarından dolaylı ya da dolaysız olarak etkilenen grup olarak ifade edilebilir. Sanat Yönetmeni: Reklam ajanslarında metin yazarı, fotoğrafçı, uygulamacı grafiker, müşteri temsilcisi vb. elemanlarla çalışan, etkili reklam üretimi ve tasarımından sorumlu kimse. Grafiker: Görsel sanatlar alanındaki ressam, heykeltraş gibi meslek mensuplarından biri olan grafikerler, basılması istenen materyali estetik kurallar çerçevesinde baskı için düzenleyen; yazıları ve görsel unsurları işin niteliğine uygun bir grafik dili kullanarak çekici hale getiren ve bu yolla etkili iletişim ortamı yaratan sanatçılardır. Günümüzde grafikerlerin sanat bilgisi ve el becerisi yanında, psikoloji ve iletişim bilimleri ile de yakından ilgilenmesi gerekmektedir. Gün geçtikçe matbaalarda, reklam bürolarında, yayınevlerinde grafikerler daha önem kazanmışlardır. Grafikerlik önemli bir sanat dalı haline gelmiştir. Dünyada ve ülkemizde; güzel sanatlar bölümlerinde grafik anasanat dalları açılmıştır. Günümüzde kartvizitten günlük bir gazete sayfasına kadar, baskıya girecek her ürün bir grafikerin oluşturacağı taslaktan geçmelidir. Eskiz (Taslak): Çeşitli unsurların sayfa üzerinde nasıl yerleştirileceğini gösteren karakalem ya da kör yazı ve resimlerle oluşturulmuş taslak çalışmaları. Taslaklar, fikir taslakları ve geliştirilmiş taslaklar olarak iki aşamada ele alınabilirler. Fikir taslakları, basılacak ürünle ilgili olarak otobüste, evde, parkta ya da herhangi bir yerde üretilmiş kabataslaklara verilen addır. Geliştirilmiş taslaklar ise, fikir taslakları içinden seçilen birkaç örneğin, işin gerçek ebatlarında bilgisayar ortamında gerçek baskı materyalleri ile ya da uygun bir baskı altı malzemesi üzerine ışıklı masalarda kör yazı ve resimlerle oluşturulmuş taslaklardır. Bu taslaklarda kullanılacak yazı karakteri ve puntosu, varsa fotoğrafın yeri ve büyüklüğü, zemin rengi vb. unsurlar basılacakmış gibi düzenlenir ve müşteriye sunulur. Mizanpaj: (Düzenleme) Grafik öğelerininbelirli bir çerçeve içinde dengeli olarak yerleştirilmesi. Bir çeşit taslak. Sayfa düzenlemesi, sayfa planı. (La mise en page) Pikaj: Grafik için hazırlanmış; resim, yazı, amblem ve fotoğrafların, milimetrik kağıt ya da resim kağıdı üzerine, gönyeli bir şekilde kesilerek yapıştırılması. Bu işlem bilgisayarların basım dünyasına girmesinden önce yapılırdı. 1990’lı yıllara kadar pek çok matbaa ve yayınevi pikajörleri çalıştırırdı. Günümüzde pikaj işlemi yapılmamaktadır. İllüstrasyon: Başlık, slogan ya da metin gibi sözel unsurlardan çok görsel unsurların ağırlıkta olduğu; görsel anlatım öğelerinin etkin kullanıldığı grafik tasarım unsurlarının bütünü. Slogan: Genellikle hafızada kalıcılık için ise ideali 2-3 kelimeden oluşmasıdır. Amblem: tek satırdan oluşan, bir ürün, hizmet ya da fikri tanıtmak amacıyla yazılmış çarpıcı metinlerdir. Sloganlarda sözcük sayısı 5-6′yı geçmemelidir. Özellikle afiş tasarımında, vurgulama ve Ürün ya da hizmet üreten kuruluşlara kimlik kazandıran sözcük özelliği göstermeyen soyut ya da nesnel görüntülerle ya da harflerle oluşturulan simgelerdir. Logo: İki ya da daha fazla tipografik karakterin sözcük halinde okunacak biçimde bir araya getirilmesiyle oluşturulan ve bir ürün, kuruluş ya da hizmeti tanıtan marka ya da amblem özelliği taşıyan simgeler. Simgesel İşaret: Ürün, hizmet, düşünce ya da nesneyi simgeleyen işaretler. Trafik işaretleri, ulaşım, hastane, sigara içilmez levhaları, bayrak ve flamalar simgesel işaretlere örnektir. Ticari Marka: Bir ürünün benzer ürünlerden ayrılmasını sağlamak amacıyla üreticiler tarafından kullanılan tanımlayıcı simgelerdir. Format: Biçimin, ölçümün ya da bir yayının görünüşü için kullanılan genel bir terim. Perspektif: Cisimleri, bir yüzey üzerine görüldükleri gibi çizme tekniği. Orijinal: Baskı yoluyla çoğaltılmak üzere scannerda taranarak film çıkışa hazırlanan ya da reprodüksiyon atölyesinde filmi çekilen tire veya yarıton resim. Degrade: Siyahtan beyaza giden tram; koyu renkten açık renge ya da bir renkten başka bir renge geçiş işlemi. Daha çok değişik zemin denemelerinde tercih edilir. Kurum Kimliği: Bir kurumun ya da şirketin kartvizit, yazışma, iş gazetesi gibi kağıt baskı dökümanlarında sürekli aynı stili kullanmasıyla oluşan ve diğer şirketlerden ayrılmasını sağlayan imaj. Tutarlı olmak için bütün dökümanlarda aynı yazı tipi, stili, harf ve satır arası boşlukları aynı tür boşluklar kullanılır. Bu parçalar bütün yayınlarda aynı yerlerde olur. Kurum Kimliği Dosyası: Bir kurumun imajını güçlendirmek için hazırlanan ve sürekli kullanılacak basılı evraklara (logo, amblem, fatura, irsaliye, makbuz, zarf, antetli kağıt, kartvizit gibi) ilişkin örneklerin bulunduğu dosya. Broşür: Tanıtım amacı taşıyan renkli veya tek renk olarak hazırlanan kitapçık ya da tek, iki, üç ya da akordeon kırımlı föy Afiş: Kağıdın yalnız bir yüzüne siyah/beyaz veya renkli olarak basılıp duvarlara asılan bir çeşit duyuru. Afişler hedef kitle ile buluştukları çevreye bağlı olarak iç ve dış mekan afişleri olarak ikiye ayrılır. Dış mekan afişleri, büyük boyutları ile duvar yüzeylerinde ilan panolarında hedef kitleyle karşılaşırlar. İzlenme süreleri kısadır. İç mekan afişleri, salonlara, lobilere ve koridorlara asılır. Bu nedenle de uzun süre izlenme şansına sahiptirler. İzlenme süresini dikkate almak gerek. Bilboard: 70×100 boyutunda en az 4, en çok 10 parçadan oluşan ve daha çok açık havada hedef kitle ile buluşan büyük boy afiş. El İlanı: Bir ürün ya da hizmeti duyurmak, tanıtmak amacıyla çok sayıda bastırılıp dağıtılan genellikle 1/2 ya da 1/4 A4 boyutundaki basılı materyal. Ambalaj: Bir ürünü dış etkilerden korumak, tanıtmak, ürünle ilgili imaj yaratmak ve kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla kağıt, karton, cam, plastik, teneke, kumaş, ahşap, strafor vb. malzemelerden yapılan ürün tamamlayıcısı. Prospektüs: Bir ilacın kullanımına ilişkin bilgileri içeren ve ilacın karton ambalajı içinde sunulan basılı materyal. Recto: Bir açık kitabın süreli yayın ya da benzerlerinin sağ taraf sayfası. Sayfa 1, sürekli olarak recto üzerindedir ve rectolar sürekli tek sayfa sayısını taşır. Verso: Bir kitabın sol taraftaki sayfası. Diapozitif: Saydam, slayt. Görüntünün film üzerinde net olarak göründüğü bir fotoğraf türü olup, matbaacılıkta görüntü kalitesi açısından tercih edilen orijinaldir. Opak: Işık geçirmeyen ve saydam olmayan, ışığı yansıtan. Fotoğrafçılıkta karta basılmış fotoğraflar opak olarak adlandırılır. Animasyon: Hareketsiz resimleri canlandırma, çizgi fim tekniği. Cilt payı: Basılı alanla, sayfanın ciltlenecek kenarı arasındaki iç marj. Donuk sayfa: Sayfa düzeninde tek düze görünen, hareketsiz sayfa. Örneğin; roman, hikaye sayfaları. Doyma: Bir renk şiddetinin ölçüsü. Örneğin pembe kırmızıdan, gökyüzü mavisi lacivertten daha az doymuştur. İsim Plakası: Yayının başlığının konulduğu grafiksel özelliklerle desteklenen bölge (isim plakası genellikle bir arka plan, yatay çizgiler, bir alt başlık ve bir açıklama satırı içerir. Yönetici listesiyle (künye) karıştırılmamalıdır.) Künye: Bir yayının adı, adresi, sahibi, yöneticisi, telefonu, e-mail v.b bilgileri içeren bölüm. Piktogram: Nesnelerin stilize edilmiş siluetlerindendir. Kolay algılanır, çabuk öğrenilirler. Mektup, telefon işareti, sigara içilmez v.b işaretler. Düz Anlam: Bir sözcük işaret ya da imgenin doğrudan anlamıdır. Örneğin sarı renk dolgulu bir daire, sarı renkli bir dairedir. Yan Anlam: Anlamın ikinci aşamasıdır. Yan anlam ancak düz anlamın bulunduğu bir yerde değer kazanır, etkili olur ya da önerilir. Örneğin, sarı renk dolgulu bir daire görünümü bir güneş olarak algılanabilir. Görsel Malzeme: Basılacak her türlü malzeme görsel malzeme olarak adlandırılır. Örnek olarak fotoğraf, slayt, resim ve yazı verilebilir. Simetri: 1- Tasarımda iyi orantılanmış ve dengelenmiş parçaların oluşturduğu genel yapı 2- Hayali bir çizgi ya da düzlemde ayrılmış iki yönlü biçim benzerliği. Örnek insan vücudu, dergi ve kitap sayfaları. Asimetri: Tasarımda, simetrinin tersine orantısızlığa dayalı parçalardan oluşan yapı. Modernist akımlar asimetriyi birbirine benzemeyen ya da eşdeğer olmayan görsel unsurlar arasında dinamik bir denge ya da düzen sağlayan bir kavram olarak ele alıp kullanmışlardır. Asimetrik denge, birbirine benzemeyen ya da eşdeğer olmayan görsel unsurlar arasında dinamik bir denge ya da düzen sağlayan bir kavram olarak ele alınmaktadır. Asimetride büyük yazı küçük yazıyı, büyük görsel öğe küçük görsel öğeyi ezer ancak sayfada yinede bütünlük hakimdir. Sızma: Tasarımda basılı alanın bir kısmının örneğin fotoğrafın sayfanın dışına taşması Silme: Baskı tasaramında görsel malzemenin sayfa kenarlarında hiç boşluk kalmayacak şekilde sayfanın tamamına yerleştirilmesi. Siluet: Arka plandan soyutlanmış bir görüntü veya bir fotoğrafta bir anahtar öğeyi soyutlama amacıyla arka planın kaldırılması. Görsel Hiyeraşi: Tasarım içinde vurgulanmak istenen mesaja göre görsel unsurların ölçümlenmesi anlamına gelir. Kimi tasarımlarda fotoğraf öne çıkarken, kimisinde de tipografik unsurlar, kimisinde renk, hatta bazılarında tasarım yüzeyindeki beyaz boşluköne çıkabilir. Forma: Kağıt tabakaları genellikle 4,8.16 ya da 32 sayfadan oluşan birimlere bölünmektedir. Bu birimlere forma denir. Kitap, dergi gibi çok sayfalı basılı materyallerin planlanması forma üzerinden yapılır. Reklam: Bir ürün ya da hizmetin basın ve yayın araçlarına para karşılığında tanıtılarak kamuoyuna iletilmesine yönelik faaliyetlerin tümü. Reklam Ajansı: Bir ürün ya da hizmetin tanıtım faaliyetlerini yürütebilecek bilgi ve yeteneğe sahip uzmanların oluşturduğu topluluk. Ajans: Bünyesinde ajans yöneticisi, müşteri temsilcisi, sanat yönetmeni, pazar araştırmacısı, metin yazarı, medya sorumlusu, trafik sorumlusu, üretim sorumlusu, tasarımcı, illüstratör, fotoğrafçı, dizgi operatörü, endüstri tasarımcısı, personel sorumlusu gibi elemanları barındıran; bir ürün ya da hizmeti tanıtmak, duyurmak, sattırmak için reklam, pazarlama ve tanıtım faaliyetleri yürüten işletme. Vinyet: Dizgi ve sayfa düzenleme işlerinde zemin ve aralarda, köşelerde kullanılan ve sistematik parçalar halinde imal edilen süsler, figürler, çiçekler vb. Günümüzde vinyetler bilgisayar ortamında clipart dosyalarında hazır olarak bulunmaktadır. Baskı Teknikleri BASKI NEDİR ? Baskı; şekil, yazı, grafik ve resimlerin gerçeğine en yakın biçimde, bir yüzey üzerine çoğaltılarak ve hızlı aktarılması olarak tarif edilebilir. Günümüzde en çok kullanılan baskı yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz ; TİPO OFSET FLEKSO TİFDRUK (ROTOGRAVÜR) SERİGRAFİ Bu yöntemler içersinde Flekso baskı sisteminde son on yıl içersinde büyük gelişmeler kaydedilmiş, trikromik dialı işler bir Tifdruk ve Ofset kalitesinde basılabilmiş ve bu sistemde kalıp hazırlamanın kolaylığı ve esnekliği nedeniyle birçok kaliteli iş basımında Flekso sistem tercih edilir hale gelmiştir. Tifdruk sistem ise kalıp hazırlamanın pahalı bir işlem olmasından dolayı ancak yüksek tonajlı ve kaliteli işler için uygundur. Bu iki sistemin karşılaştırılması yapılacak olursa ana hatlarıyla şöyle verilebilir; Flekso sistemde kullanılan klişenin hassasiyetine bağlı olarak solvent seçimi sınırlıdır. Son yıllarda klişe materyallerinde elde edilen yeni gelişmeler ile kullanılabilen solventler oldukça çeşitlenebilmiştir. Tifdruk sistemde solvent sınırlaması yoktur. Flekso sistemde transfer önce Anilox'a oradan kalıba ve materyale olacak şekildedir. Oysa Tifdruk'da direkt olarak klişeden materyale transfer vardır. Bu nedenle mürekkebin hazneden materyale ulaşma zamanı Flekso sistemde daha uzundur. Bu süreç içinde mürekkebin kurumadan transfer olabilmesi için mürekkepler Tifdruk mürekkebe göre daha yavaş kuruyacak şekilde formüle edilir. Anilox : Flekso sistemde mürekkebi istenilen ölçüde kalıba taşıyan merdanenin ismidir. Son yıllarda dia baskılarının flekso sistemde yapılması sebebiyle çok ince anilox merdaneler devreye girmiştir. Anilox merdaneler 60’lık, 120’lik, 200’lük vs. gibi sayılarla anılır. Rakam büyüdükçe anilox üzerendeki tiflerin sıklığı artar, derinliği azalır. Bu nedenle transfer edilen mürekkep filmi inceldiğinden alınan renk şiddeti azalır. Bu tip ince aniloxlar için daha konsantre mürekkepler hazırlanması gereklidir. Korona : Baskı yapılacak malzemelerin yüzeyinin baskı yapılabilir hale getirilmesi yüzey geriliminin ayarlanması işlemidir. Genellikle PE, PP, PVC gibi malzemeler için 36-38 dyn/cm korona uygulanır. Koronanın yüksek olması da düşük olmaması kadar sorun yaratır. Bloklaşma : Baskılı işin sıkı sarım, yüksek bombardıman, iki tarafı koronalı malzemeler ve sıcakta bekletilme gibi nedenlerle baskı yapılmamış yüze transfer etmesi ve yapışması sonucunda oluşan, baskının kötü kokmasına da neden olan bir problem. Laminasyon : İki veya daha fazla malzemenin birbiriyle yapıştırılması işlemine laminasyon adı verilir. Laminasyonun amacı; ambalajın içine konulan gıda maddelerinin bozulmasına neden olabilecek nem, ışık, gaz geçirgenliklerinin azaltarak istenen korunmanın sağlanması ve tüketiciyi cezbedecek albeniyi elde etmektir. TRİKROMİK BASKI : Basılacak, yazı, şekil, desen siyah beyaz ise, standart ya da özel bir renk taşıyorsa baskının yapımı kolaydır. Klasik yolla fotoğraflanır. Kalıp oluşturulur. Mürekkep haznesine istenen renk konarak baskı alınır. Ancak, basılacak malzeme bir renkli resim ise, ya da baskı işleminde değişik renkler söz konusu ise Trikromi baskı gündeme gelir. Önce orijinal kopya renk ayırım sisteminde analiz edilir. Sarı, magenta ve mavi renklerin analiz sonucunda hangi bölgelerde ne yoğunlukta bulunduğu saptanır. Bu bilgilerle her rengin ayrı kalıbı oluşur. Bu kalıplar, ayrı baskı ünitelerinde baskı materyali ile temasa geçer. Sıra genellikle önce sarı magenta sonra mavi şeklindedir. Renk ayırımından alınan sonuca göre yoğunluğu farklı tramlar (Noktalar), zemin baskı üzerine tram zemin üzerine zemin baskı şeklinde Trikromi baskı oluşur. Bu esasla harekat ederek en karmaşık renkli zeminler ve sanat eserleri kopyalanabilmektedir. Sadece bu üç renk baskısı ile gri tonlar elde edilemez. Burada seriye siyah ünitesi ilave edilerek sorun çözülür. BASKI TEKNİKLERİ Baskı teknikleri basıldıkları kalıba göre isim alırlar. En yaygın kullanılan baskı teknikleri; Yüksek baskı(Tipografi), Düz baskı(Ofset), Çukur baskı(Tifdruk) ve Elek baskı(Serigrafi) dir. 1) Yüksek Baskı (Tipografi) : Yüksek baskı sisteminde, kâğıda baskı yapan kalıp yüzeyi, baskı yapmayan "boş" bölümlere oranla daha yüksektir. Yüksek baskı sisteminde, kalıp olarak kullanılabilen el dizgi, makine dizgi, çinko klişe ve fotopolimer klişelerin baskı yapan ve yapmayan kısımları arasındaki yükseklik farkından dolayı sisteme "yüksek baskı sistemi" adı verilmiştir. Endirekt Tipo baskı (Letterset) Letterset baskı sisteminde kalıp olarak metal veya fotopolimer klişeler kullanıldığı için bu sistemi "yüksek baskı" sistemi olarak kabul etmek gerekir. Bu sistemde klişeden kauçuğa, kauçuktan kâğıda baskı gerçekleştirilir. Mikroskopla büyütüldüğünde, bazı harf kenarlarının keskin ve siyah fakat ortaya doğru giderek zayıfladığı görülür. Bu görüntü tram noktalarında mevcut değildir. Noktalar, ofsete oranla daha keskin, net ve tam siyah olmasına rağmen düz tonlar ve zemin baskıları ofsete göre pek muntazam değildir. Flekso baskı (Anilin veya Lastik Baskı) Flekso baskıda lastik veya cyrel, APR gibi fotopolimer flekso kalıpları ile baskı yapılır. Flekso baskıda nokta kenarı ve merkezi arasındaki koyuluk farkları tipo baskıdaki gibidir. Hatta flekso baskıda sıvı mürekkep kullanıldığı için bu fark bazı hallerde tipo baskıdan daha belirgindir. Flekso baskı makineleri rotatif olup bobin kâğıt veya plastik folyeler üzerine baskı yaparlar. Kullanılan kalıp yakın zamana kadar sadece lastik olduğundan bu baskıya "Lastik baskı" da denmektedir. Flekso baskı makinelerinde boya haznesi içinde dönen verici merdane, boyayı, tramlı merdaneye verir, tramlı merdane, kalıp kazanına aktarır. Kalıp kazanı, baskı kazanı ile temas ederek aradan geçen kâğıt veya folyeye baskı yapar. 2) Düz Baskı (Ofset) : Suyun mürekkebi itmesi esasına dayalı olarak çalışır. Orijinalden çekilen filmin görüntüsü, ışığa hassas ofset plakasına aktarılarak, kalıp hazırlanır. Kalıp yüzeyindeki basan ve basmayan bölümler aynı yükseklikte olduğu için, bu baskı sistemine "Düz Baskı" denmektedir. Düz baskı makinelerinde 3 kazan mevcuttur : Kalıp Kazanı, Kauçuk Kazanı, Baskı Kazanı. Düz baskıda kalıp kazanındaki şekiller, kauçuk kazana geçer ve basılacak kâğıt, kauçuk kazan ile baskı kazanı arasından geçerken baskıyı alır. Düz baskıda, kâğıt arkasında forsa izi görülmez. Ofset noktalarının tüm alanı aynı koyuluktadır. Nokta kenarları biraz zayıf ve hafif tırtıllıdır. Işık baskı (jelatin baskı) Işık baskı, ofset gibi bir düz baskı sistemi olmakla birlikte tram noktalarının olmaması yüzünden hem ofset ve hem de diğer baskı sistemlerinden ayrılır. Açık tonlara lüple bakıldığında küçük boya zerrecikleri görülür, fakat bilenen anlamda tram noktası görülmez. Işık baskı örneği, daha çok bir fotoğrafa benzetilebilir. Boya zerreciklerini üzerinde bulunduran jelatin grenleri 500' lük tram inceliğindedir. Orijinale en yakın baskı kalitesi ışık baskı ile alınır. Fakat bu baskı sisteminde yazı ve çizgi basılmaz. 3) Çukur Baskı (Tifdruk) : Yüksek baskının tam aksine basılacak kalıp çukurdur. Boya(Mürekkep) çukurlara dolar. Fazla boya rakle ile sıyrılır ve baskı yapılır. Çeşitli tifdruk baskı sistemlerinin resim baskı görüntüleri değişiktir. Hepsinin ortak özelliği ise yazıları tırtıllı basmalarıdır. Bunun başlıca nedeni yazılar için tram kullanmak zorunda olmalarıdır. Yazılar için tram kullanılmayan tek tifdruk silindiri elle kazınan silindirlerdir. Yazılar için tram kullanma zorunluluğunun nedeni, çukurlara dolan boyanın nokta sınırlarını teşkil eden çizgiler tarafından tutulması yani boyanın akmasının önlenmesidir. Klasik tifdruk Çukurların derinliği değişik fakat çapları aynı olan tifdruk baskı sistemidir. Bu sistemde orta tonlar ve açık tonlar lüple tetkik edilirse tipik, aynı büyüklükteki kare noktalar görülür. Aynı büyüklükte olan bütün noktaların tonları, derinlik farkından dolayı boya miktarına göre değişir. Koyu tonlarda, kâğıda basılan yoğun miktardaki boya (çok renkli işlerde) çukurların sınır çizgilerini kapattığından, detay kaybı olur. Klasik tifdrukta üç renkte elde edilen resim ton değerlerinin doygunluğu, diğer baskı sistemlerinde ancak 4 renkte elde edilebilir. Gravür tifdruk Elektronik silindir kazıma makineleri ile hazırlanan silindirlerin baskıda verdiği noktalar özellikle orta ton ve açık tonlarda elips biçimindedir. Nokta kenarları pek net değildir. Bu belirtiler silindirin gravür makinesinde hazırlandığını gösterir. Yarı ototipi tifdruk Bu baskı sisteminde çukurların çapı da derinliği de değişkendir. Yarı ototipi tifdrukta açık tonlardaki "İğne ucu" tabir edilen noktalar yuvarlaktır. Orta tonlarda ise kare şeklindedir. Fakat karelerin köşeler hafif yuvarlaktır. Ototipi tifdruk Bu baskı sisteminde çukurların derinliği aynı fakat çapları değişkendir. Klasik ve yarı ototipi tifdruk kadar sık kullanılmaz. Açık ve koyu tonların baskısı pek başarılı olmaz. Çoğunlukla folyelerin üstüne ambalaj baskısında uygulanır. 4) Elek Baskı (Serigrafi) : Bu sisteme elek baskı denilmesinin sebebi baskı kalıbı olarak sentetik veya ipek bez kullanılmasıdır. Bu bez, iplikleri arasında ince deliklere sahiptir. Elek üstündeki boya, lastik bir rakle ile bastırılarak sıyrıldığı zaman, deliklerinden geçer ve alttaki kâğıda baskı yapar. Serigrafide öncelikle elek bir çerçeveye gerilir. Ön ve arka yüzüne özel bir solüsyon sürülür. Kuruduktan sonra, tramlı pozitif film yerleştirilir ve vakum altında pozlandırılır. Pozlanan bölgeler sert, pozlanmayan kısımlar yumuşaktır. Daha sonra tazyikli su ile banyo yapılarak elek yüzeyinden ayrılır. Böylece basması, yani boyanın geçmesi gereken saha boşalmış olur. Elek üzerinde, gerekiyorsa düzeltme yapılır. Sonra sertleştirme banyosundan geçen veya özel lakla kapatılan kalıp baskıya hazır duruma gelir. Elek baskıda, kalın bir boya tabakası dikkati çeker. Diğer baskı sistemlerinde 3 mikron kalınlığında olan boya tabakası elek baskıda ortalama 20 - 30 mikron kalınlıktadır. Serigrafi ile kâğıdın dışında mukavva, cam, tahta, fiberglas gibi malzemelere, ayrıca 3 boyutlu hemen her cins materyale baskı yapılabilir. DİĞER BASKI SİSTEMLERİ Kumaş baskısı Tekstil sanayiinde, kumaş baskısı için imal edilen özel baskı makineleri vardır. Kumaşların baskısı için başlıca iki sistem uygulanır : a) Serigrafi kumaş baskısı : Basılan renk sayısı kadar kalıp hazırlanıp makinenin kalıp ünitelerine peş peşe bağlanır. Bobin halindeki kumaş belli bir hızda hareket eder. Baskı anında kumaş bobini bir an durur. Elekler kumaş üzerine iner. Rakle, boyayı elek boyunca çeker. Elekler kumaş üzerine iner. Elekler yukarı kalkar ve kumaş bir serigrafi kalıbının eni kadar ilerler ve tekrar baskı yapılır. Baskıdan sonra kumaş kurutma tünelinden geçerken kurur. b) Tifdruk kumaş baskısı : Tifdruk kumaş baskısında kalıp olarak üzeri bakır kaplı çelik silindirler kullanılır. Baskı için, bobin kumaş basan özel tekstil tifdruk makineleri kullanılır. Kumaşa basılan desenlerin önce raportları hazırlanır. Raport, bir deseni meydana getiren ve devamlı tekrarlanan parçalardır. Bu parçalar bir kez hazırlandıktan sonra çoğaltılır ve birbirleriyle monte edilir. Bu montajdan tifdruk silindiri hazırlanır. Desen, silindirde sonsuz yani başlangıç ve bitiş noktaları belirsiz olarak yer alır. Teneke baskı Teneke baskı makinesi, tabaka ofset makinesine benzer prensipte çalışır. Tenekeler tabaka olarak makineye verilir. Asıl baskıdan önce çoğunlukla beyaz boya ile "astar baskısı" yapılır. Kullanılan boyanın ısıya ve ışığa dayanıklı olması, kolay kuruması, suya, yağlara dayanıklı ve örtücü nitelikte olması gerekir. Baskı için kullanılan tenekeler ise temiz ve pürüzsüz olmalıdır. Baskıdan sonra, baskı makinesinin sonundaki uzun kurutma tünelinden geçen tenekeler, kuruyarak istife gider. Yaldız baskı Az tirajlı işler için toz yaldız baskısı yapılır. Gümüş için beyaz, altın yaldız için ise sarı yaldız kullanılır. Kâğıt önce verniklenir. Vernik kurumadan önce, toz yaldız pamuk veya tampon ile fazla bastırmadan sürülür. Sonra kâğıtlar kurumaya bırakılır. Toz yaldızdan başka sıvı yaldız ile de, ofsette yaldız baskı yapılabilir. Bu baskı için özel yaldız boyası, özel yaldız kalıbı gereklidir. Ancak bu baskı ile sağlanan parlaklık toz veya "varak" yaldızın yerini tutmaz. Varak yaldız baskısı tipo sistemi ile uygulanır. Baskı özel yaldız makinesinde yapılır ve yaldız, bobin şeklindeki selofan üzerindedir. Belirli bir sıcaklık altında kâğıda pres edilerek geçirilir. kumaş bir serigrafi kalıbının eni kadar ilerler ve tekrar baskı yapılır. Baskıdan sonra kumaş kurutma tünelinden geçerken kurur. Baskıda Oluşan Sorunlar, Sebepleri ve Çözümleri 1) Kirletme : Mürekkep hazne suyunun içine karışıp kirletme yapıyor. Olası Sebep : - Mürekkep merdanesi çok basıyor. - Mürekkep haznesinden fazla mürekkep gönderiliyor. - Su merdaneleri ayarsız. - Hazne suyu pH ayarı bozuk veya su eskimiş. - Mürekkep suya karşı aşırı hassas ve suya fazla karışıyor. Çözüm önerileri : * Mürekkep viskozitesi kontrol edilmeli. * Mürekkep hazne ayarı yapılmalı. * Kontrol edilmeli ve merdane ayarları yeniden yapılmalı. * Hazne suyu PH değeri kontrol edilmeli ve su yeniden hazırlanmalı. * Blanket oto beslemesi kontrol edilmeli. 2) Ton tutma : Hazne suyu kalıp üzerindeki işsiz alanları temiz tutamıyor. Olası Sebep : - Su merdanesi ayarsız. - Su merdane kılıfları eskimiş. - Mürekkep merdaneleri çok sıkı yerleştirilmiş ve ayarsız. - Hazne suyu çok eski bozuk veya yanlış hazırlanmış. - Kalıp iyi hazırlanmamış. - Merdanelerin yüzeyleri yıpranmış, aşınmış. - Blanket altı beslemesi yanlış. - Aşırı sıcak baskı ortamı. - Mürekkep-su dengesi iyi kurulamıyor. Çözüm önerileri : * Kontrol edilmeli ve merdane ayarları yeniden yapılmalı. * Kaplama değiştirilmeli. * Kontrol edilip tekrar yerleştirilmeli. * PH ayan yap, yeni çözelti kullanılmalı. * Kalıp değiştirilmeli. * Merdaneler değiştirilmeli veya temizlenmeli. * Besleme doğru yapılmalı. * Hazne suyunun sıcaklığı ve ortam havalandırması kontrol edilmeli. * Mürekkep suya karşı aşırı hassas veya mürekkep fazla inceltilmiş. 3) Mürekkep çürümesi : Mürekkep, merdanelerin, blanketin ve kalıbın üzerinde birikiyor. Olası Sebep : - Mürekkep suya karşı hassas, süratli su alıyor ve yapısı bozuluyor. - Fazla su ile baskı yapılıyor. - Merdaneler ayarsız yanlış yerleşmiş. - Blanket altı beslemesi yanlış. - Hazne suyu yanlış hazırlanmış. Çözüm önerileri : * Mürekkep viskozitesi çok düşük olabilir. * Daha az su ile çalıştırılmalı. * Kontrol edilip, ayarlanmalı. * Hassas besleme yapılmalı. * Hazne suyu PH değeri kontrol edilmeli gerekirse su yeniden hazırlanmalı. 4) Yolma : Baskı zayıf, kolayca çiziliyor ve yüzeyden ayrılıyor. Olası Sebep : - Kağıt yüzeyi çok zayıf. Parçacıklar ve lifler kolayca kopuyor. - Mürekkep, kullanılan kağıt için çok yapışkan. - Fazla su ile baskı yapılıyor. - Blanket altı fazla beslenmiş. - Blanket yüzeyi fazla yapışkan, bozuk, fazla forsa gerektiriyor. Çözüm önerileri : * Mümkün ise kağıt değiştirilmeli. * Mürekkebin yapışkanlığını uygun yumuşatıcı ile azaltılmalı. * Daha az su ile çalışılmalı. * Besleme kontrol edilmeli. * Blanket değiştirilmeli. 5) Mürekkep uçması : Mürekkep, baskıda parçacıklara ayrılarak toz halinde etrafa yayılıyor. Olası Sebep : - Çok fazla mürekkep ile baskı yapılıyor. - Mürekkep çok fazla yumuşatılmamış. - Hazne suyu PH değeri yanlış ayarlanmış. - Merdanelerde statik elektrik var. Çözüm önerileri : * Daha az mürekkep ve su ile baskı yapılmalı. * Yumuşatıcıyı önerilenden fazla kullanmamalı. * Hazne suyu kontrol edilmeli. * Silindirler dikkatli yerleştirilmeli ve aşırı ısınmalara engel olunmalı. 6) Kurumama ve zayıf sürtünme dayanıklılığı : Mürekkep baskıdan sonra geç kuruyor ve kolayca ele çıkıyor. Olası Sebep : - Fazla su ile baskı yapılıyor. - Kağıt yüzeyinin emiciliği çok az. - Kağıdın PH değeri çok düşük. ( PH değeri 4.5'den büyük olmalı ) - Matbaada rutubet çok fazla. - Mürekkep yeterli kurutucu içermiyor. - Mürekkebe fazla yumuşatıcı ilave edilmiş. - Hazne suyu fazla asidik. ( PH değeri 4.5' den az ) Çözüm önerileri : * Daha az su ile çalışılmalı. * Mümkünse kağıt değiştirilmeli ve kağıdın nem alması önlenmeli. * Hazne suyu PH değeri kontrol edilmeli. * Matbaanın ideal nemliliği % 50-60 'dır. Hava sirkülasyonu sağlanmalı. * Mürekkebe önerilen kurutucudan ilave edilmeli. * Yumuşatıcı ve örtücü beyaz fazla kullanılmamalı. * Hazne suyu PH değeri kontrol edilmeli. 7) Tram yayılması : Tramlı işlerde net baskı elde edilemiyor. Tram boyutları baskıda büyüyor. Olası Sebep : - Merdaneler yanlış ayarlanmış ve fazla forsa ile çalışıyor. - Blanket ve merdaneler çok yumuşak. - Blanket altı beslemesi yanlış. - Kalıp yanlış hazırlanmış. - Mürekkep viskozitesi çok düşük. Çözüm önerileri : * Merdaneler ve forsa tekrar ayarlanmalı. * Merdane ve blanketler kontrol edilmeli. * Blanket altı beslemesi kontrol edilmeli. * Kalıp yeniden hazırlanmalı. * Mürekkebe gereğinden fazla yumuşatıcı karıştırılmamalı. 8) Blankette birikme ve parlama : Blanket üzerinde zamanla kalıp üzerindeki işin izi oluşuyor. Ayrıca kağıt lifleri, blanket ve mürekkep merdaneleri üzerinde birikiyor. Olası Sebep : - Aşırı mürekkep ve su, mürekkebin çürüyerek birikmesine neden oluyor. - Kalitesiz ve yetersiz temizleyiciler kullanılıyor. - Kağıt yüzeyi çok zayıf lifleri kolayca koparak merdanelere yapıştırıyor. - Mürekkep kullanılan kağıda göre fazla yapışkan. - Blanket fazla eskimiş. Çözüm önerileri : * Daha az su ve mürekkep ile baskı yapılmalı. * Uygun temizleyiciler kullanılmalı. * Mümkün ise kağıt değiştirilmeli. * Mürekkebin yapışkanlığı uygun yumuşatıcı ile azaltılmalı. * Blanket değiştirilmeli. 9) Kalıp uçması : Baskı başladıktan bir süre sonra baskı kötüleşiyor. Olası Sebep : - Kalıp mürekkep almıyor, yanlış hazırlanmış veya zayıf - Kalıp veya blanket altı beslemesi yanlış. - Merdaneler ayarsız. - Kalıp kalın olarak zamklanmış, iş üzerindeki zamk kaldırılamıyor. - Kalıp mürekkep alıyor fakat zayıf baskı yapıyor. - Fazla suyla baskı yapılıyor. - Mürekkep merdaneleri zayıf basıyor. - Blanket yüzeyi zamktan dolayı çok parlak. - Mürekkep ve su vericileri ayarsız. - Kullanılan kağıt aşırı tozlu. - Hazne suyu PH değeri çok asidik. - Hazne suyuna yabancı maddeler karışmış. - Mürekkep dispersiyonu iyi değil. Çözüm önerileri : * Kalıp değiştirilmeli. * Beslemeler kontrol edilmeli. * Merdane ayarları kontrol edilmeli. * Sıcak su ile zamk temizlenmeli. * Kalıp altı beslemesi kontrol edilmeli. * Daha az su verilmeli. * Merdane ayarları kontrol edilmeli. * Blanket yüzeyini özel blanket temizleme solventi ile temizle. * Vericiler kontrol edilmeli ayarlanmalı. * Kağıdı değiştirilmeli yada ilk renk baskıda yapışkanlığı düşük mürekkep kullanılmalı. * Hazne suyu değerinin PH4.8' den büyük olmasına dikkat edilmeli. * Temiz hazne suyu kullanılmalı. * Yeni mürekkep kullanılmalı. 10) Nokta kaybı : Kalıptaki görüntü filmdekinden küçük yada daha sert. Olası Sebep : - Pozitif kalıpta fazla poz, negatif kalıpta az poz. - Kötü filmden, pozitif kalıba kontakt yapılmış. - Kalıp hanede fazla beyaz ışık. - Developman süresi yüksek. Çözüm önerileri : * Poz süreleri kontrol edilmeli. * Kazıma tekniğiyle film kontrol edilmeli. * Beyaz ışık azaltılmalı. * Negatif kalıplar maksimum 2 dakika, pozitif kalıplar ise maksimum 5 dk. içerisinde açılmalı. 11) Zayıf baskı : Zayıf baskı elde ediliyor. Olası Sebep : - Blankete kağıt tozu yapışmış. - Mürekkep kötü. - Kalıp ile blanket fazla sıkıştırılmış. - Kötü yerleşmiş mürekkep merdaneleri. Çözüm önerileri : * Mümkünse blanket daha sık yıkanmalı. * Mürekkep üreticisine danışılmalı. * Ayarlar yeniden yapılmalı. * Merdaneler makinenin teknik bilgilerine göre yeniden ayarlanmalı. Dijital baskı Direct Imaging (doğrudan kalıba pozlama), baskı öncesinden gelen PostScript verilerin, baskı makinesi üzerinde bulunan kalıplara hassas registerlarla ve nokta kaybı olmaksızın pozlanmasını ve derhal baskıya geçişi sağlayan, devrimsel yeni bir teknoloji olarak tanımlanabilir. Direct Imaging geleneksel baskı işlemlerinden, basılacak işin yaratılması ile baskı işlemi arasında yer alan film pozlama, film banyo, elle montaj, kalıp pozlama ve kalıp banyo gibi ara işlemleri ortadan kaldırması ile ayrılır. Bu bakımdan bütün üretim işlemleri göz önüne alındığında çok büyük zaman ve maliyet tasarrufu sağlar. Nokta kaybı ve elle montajın yarattığı mahsurları da ortadan kaldırarak kaliteyi yükseltir. Baskıdan önce alınacak renkli veya siyah-beyaz montajlı çıkış, Direct Imaging ile baskı yapan firmayı ozalit ve filmden dönme gibi maliyetlerden kurtarırken, aynı zamanda hata olasılığını da ortadan kaldıracaktır. Ayrıca otomatik mürekkep ayarı sayesinde çok kısa sürede gerçek baskıya geçilerek kağıt ve mürekkepten de önemli ölçüde tasarruf sağlar. Banyo ve sabitleme için gerekli olan kimyasallarla beraber aynı zamanda film ve diğer pozlama malzemelerine gerek duyulmaz. Bu bakımdan Direct Imaging cihazları aynı zamanda çevre dostlarıdır. Üretim zinciri içindeki ara işlemlerin ortadan kaldırılması ile farklı departmanlar ve çalışanlar arasında koordinasyon sağlama zorluğu, sadece baskı öncesi sistemini çalıştıran kişi ile baskıdan sorumlu operatör arasındaki koordinasyonun sağlanması ile ortadan kaldırılmış olur. Bulut mu OlsamDenizin üstünde ala bulut yüzünde gümüş gemi içinde sarı balık dibinde mavi yosun kıyıda bir çıplak adam durmuş düşünür. Bulut mu olsam, gemi mi yoksa? Balık mı olsam, yosun mu yoksa? .. Ne o, ne o, ne o. Deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla. Nazım Hikmet |
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
|
|||||
|
|